Yıldız Savaşları . Com, Türkiye'deki Star Wars hayranlarını efsanenin yıldızlarıyla buluşturmaya devam ediyor. Bu kez karşımızda yine efsanenin kötülerinden biri var; İmparatorluğa kafa tutabilen, kelle avcılarının saygıyla boyun eğdiği, başına ödül koyduğu kişilerin kabusu olan tehlikeli suç lordu Jabba the Hutt'a hayat veren Toby Philpott, Türk hayranlar için kendisi hakkında sorduğumuz soruları büyük bir yardımseverlikle yanıtladı.

1946 Londra doğumlu olan Philpott, kariyerine sirklerde akrobatlık ve sihirbazlık yaparak başladı. Ardından kuklacılık ve animatroniklerle ilgilendi ve "The Dark Crystal", "Return of the Jedi", "Who Framed Roger Rabbit", "Little Shop of Horrors" gibi filmlerde görev aldı.

Bu koca yaratığın nasıl hayata geldiğini merak ediyorsanız, röportajımıza mutlaka göz atın. Ve röportajların devamı için, Yıldız Savaşları . Com'a bağlı kalın!


YS.COM: Bize kısaca kim olduğunuzdan söz eder misiniz?

T.P.: Hayatımın çoğunu öğretmenlik ve gösteri sanatçılığı yaparak geçirdim, tıpkı annem ve babamın benden önce yaptığı gibi. Sirklere ve komediye özel bir ilgim oldu, bu da beni cambaz, sihirbaz, ateş-yiyen ve akrobatik palyaço olarak çalışmaya itti.

YS.COM: Kuklalara olan ilginizin kaynağı nedir?

T.P.: Babam yıllarca tek başına çalışan bir kukla ustası idi, daha sonra bunları öğretmeye ve kitaplar yazmaya başladı. Kuklaların içinde büyüdüm, ama işimin onlar olacağını düşünmemiştim.

YS.COM: Kariyerinizin ilk adımı “Dark Crystal” oldu. Bu projeye nasıl dahil oldunuz?

T.P.: Babam öldüğünde “yaşamak için komiklik yapmak” felsefesini bırakmam gerekti, ve bana yeni bir yetenek kazandıracak olan mimiğe/pandomime çalışmaya karar verdim. Pandomim öğretmenim Dark Crystal’da çalışabileceğimi umuyordu (Greystoke’un maymun hareketini o geliştirdi). Büyük yaratıkların içinde mmik, akrobatlık veya dans yetenekleri gerektiren yeni bir filmin seçmelerine katılmamı söyledi.

YS.COM: Dark Crystal’dan sonra sıradaki proje Return of the Jedi idi. Bu projeyi ilk duyduğunuzda ne düşündünüz?

T.P.: Dark Crsytal’da birkaç ay oynadıktan sonra bir sonraki film Return Of The Jedi idi ve aynı stüdyoda (Londra, Elstree) çekilecekti – bu yüzden ekiptekilerin birçoğu doğrudan yeni filme dahil oldular. Tüm bunlar bir sırdı (filme “Mavi Hasat” kod adını takmışlardı. İkinci bir filmde yer alacağım için çok heyecanlanmıştım – artık yeni bir kariyerim vardı!

YS.COM: Jabba’nın kuklacısı olarak görev alacağınız size söylendiğinde ne hissettiniz?

T.P.: Başlıca karakterlerden birini canlandırıyor olma düşüncesi çok hoşuma gitmişti. Arkadaşım Dave Barclay ile böylesine büyük bir filmin birkaç sahnesinin starı olmuştuk.

YS.COM: O devasa Jabba kuklasının içine girmeden önce herhangi bir hazırlığınız oldu mu? Kuklanın içinde kaç kişi vardı?

T.P.: Dave sağ kol ve eli ayarlamıştı, sol elini Jabba’nın ağzını oynatması için ayarlamıştı ve bir mikrofona İngilizce replikleri söylüyorduk. Ben sol kol ve eli kontrol ediyordum, ve aynı zamanda kafasını ve vücudunu hareket ettiriyordum. Sağ kolumla da ihtiyacımız olduğunda dilini oynatıyordum! Eğer kuyruğunu oynatacaksak, bizimle birlikte içeri Mike Edmonds giriyordu. Ayrıca bazı göz oynamalarını da diğer görevliler uzaktan kumanda ile yapıyordu.

YS.COM: Jabba’yı seviyor musunuz (yani onun kişiliğini kastediyoruz)? Kuklanın içindeyken yaşadığınız deneyimlerinizden söz eder misiniz?

T.P.: Jabba’yı gerçekten severim. İmparatorluğa ait değildir – o sadece bir korsandır, tıpkı Han Solo gibi – alçak biridir ve tam bir yaratıktır! Dave ve ben, onun hareketlerini ve havasını yansıtmaktan hoşlanıyorduk – içinde yanlız olmamıza karşın – diğer oyuncuların film setinde sosyal hayatları vardı, fakat biz Jabba’nın içine girer ve bütün gün orada otururduk… sadece ikimiz!

YS.COM: Size en zor anı yaşatan olay hangisi oldu?

T.P.: Muhtemelen Jabba’nın kurbağayı yediği sahne idi. Kafa kısmını sağ elimle öne doğru eğerken Jabba’nın sol eli ile kurbağaya erişmeliydim. Plastik kurbağa elime tutuşturuldu ve ben de onu ağız kısmına götürdüm. Dave ağızı açacaktı ki ben de bu sayede kurbağayı içeri atabilecektim, sonrasında da çiğneme hareketi gerçekleşecekti. Sol elimi kafa kısmından çekip, Jabba’nın dudaklarını yalaması için dil kısmına sokmalıydım! Tek ölçütünüz küçük siyah-beyaz bir televizyondan görebildiğiniz Jabba görüntüsü olduğu hesaba katılırsa zor bir sahne idi.

YS.COM: Sette hiç unutamadığınız bir anınız oldu mu?

T.P.: Evet, sanırım Prenses Leia’nın Jabba tarafından yakalanması idi (Han Solo’yu kurtardıktan sonra) ve dilini dışarı çıkartıp oynatması gerekiyordu. İlk birkaç sefer Carrie Fisher çok korkmuş gözükmüyordu, bu yüzden yönetmen telsizden dili daha uzağa çıkarmamızı söyledi. Dil korkunçtu, salgı ile kaplanmıştı, ama diğer çekimde onu daha uzağa çıkarabilmiştim. Bir kargaşa duydum ve yönetmen “Kes” diye bağırdı. Ve daha sonra “bir dahaki sefere daha az..” dedi. Anlaşılan o korkunç dil ile Carrie’nin yüzünün sağ kısmını aşırı derecede yalamıştım. İşimi kaybedeceğimi sanmıştım.

YS.COM: George Lucas ve diğer oyuncular ile çalışmak nasıl bir duygu (özellikle Carrie Fisher ile)?

T.P.: Çok hoşlandım, fakat onlarla diğer oyuncular gibi sette yeterince vakit geçiremedim. Genellikle ortalıkta takılarak ve bekleyerek zaman geçiriyorduk. Dave ve ben Jabba’nın içinde oturup hareketleri çalışırdık, sadece Carrie, Anthony Daniels ve Mike Carter ile hareketlerimizi konuşmak için Jabba’nın altındaki delikten dışarı çıktığımızda tanıştık. Richard Marquand ile daha çok konuşurduk. George birkaç kez sete gelirdi, ama onunla konuşmadım.

YS.COM: Yoda’nın kuklacısı Franz Oz ile hiç anınız oldu mu?

T.P.: Evet, Dark Crystal’da onunla altı ay yanyana çalıştım, onu biraz tanırım. Little Shop of Horrors filminde birlikte çalışırken, bazen kuklacılar ile takılırdı. Yönetmen olduğu zamanlarda masa tenisi masası getirir, etrafta takılırken biraz daha rahatlamamızı sağlardı. Ona karşı oynadım (ve her zaman kaybettim), iki kişilik takımlı oyunlarda da onunla beraber oynadım. Onu severim...ve onun bir komedi dahisi olduğunu düşünüyorum.

YS.COM: 80’lerin ve 90’ların filmlerinde çoğunlukla kuklalar kullanılmış olsa da bugün kuklaların yerini bilgisayar efektleri ve animasyonları aldı. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

T.P.: Üç boyutlu ve gerçekçi hareket edebildikleri için kuklaları tercih ederim, ancak kuklaları gerçekmiş gibi göstermenin zor olduğunu kabul ediyorum. Normalde kuklaların kendine has çizgi film tarzında bir gerçekçiliği vardır, gölge oyunu olan Karagöz ve Hacivat gibi. Bu sebeple kuklaları insanlar arasında gerçekmiş gibi göstermek bazen zor olabilir, onları bu şekilde kabul ederiz..

YS.COM: Kuklacılık ve animatroniğin geleceği ile ilgili görüşleriniz nelerdir?

T.P.: Bence her iki dalın da film yapımında önemli bir yeri var. Bazı filmler büyük bütçeli oluyor bazıları ise düşük bütçeli. Bazen dijital efekt kullanmak tehlikeli sahneleri dublörle çekmekten daha ucuza gelebiliyor. Bazen de kukla kullanmak ucuz bir yol olabilir.

YS.COM: Yeni üçlemedeki 3 boyutlu Jabba hakkında düşünceleriniz neler? Jabba’yla çok yakından ilgilenen biri olarak size göre yeterince gerçekçi miydi?

T.P.: Hayır, Special Edition için yaptıkları ilk deneme olan dijital Jabba hoşuma gitmemişti. Şu an daha yeni bir Jabba modeli üzerinde çalışıyor olabilirler (canlı film çekimi için değil). ‘Gizli Tehlike’ deki Jabba orijinal dizayna daha çok benziyordu, ama yine de kukla Jabba’nın etrafındaki doğa ve insanlara etkileşimini yakalayamıyordu.

YS.COM: Star Wars filmeri birkaç yılda bir tekrar gösterime giriyor, bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

T.P.: Aslında bu beni pek ilgilendirmiyor çünkü ben yeniden gösterimlerden para almıyorum. 1981/2 yılları arasında kontratımıza gore hakettiğimizi aldık ve kontratımızı tamamlamış olduk. Bu sebeple daha sonar çıkardıkları ürünlerden (CD,DVD vs..) çalışmamızın karşılığı olarak birşey almadık. Böyle büyük bir medya olayıyla bağlantım olduğu için mutluluk duyuyorum. Bir çok genç seyircinin Return of the Jedi filminde Jabba’nın kukla ile canlandırıldığını öğrenince şaşırmaları beni mutlu ediyor.

YS.COM: Diyelim ki önümüzdeki bir kaç yıl içerisinde Lucasarts’taki kişiler ROTJ’u dijitalleştirme kararı aldılar ve kukla Jabba’yı dijital Jabba ile değiştirdiler. Ne hissederdiniz?

T.P.: Böyle bir şey hoşuma gitmezdi ancak tabii ki bu durum şu ana kadar yapılan dijital Jabba’lar ile kukla Jabba’yı karşılaştırmak için iyi bir fırsat olurdu. Mesela Max Rebo’nun grubu ile zaten bir oynama yaptılar. Yine de hala filmin orijinalini izlemeyi yeğleyen hayranlar da var (mesela bazılarının yönetmenin kurgusunu izlemeyi istemesi gibi).

YS.COM: Tarafsız, normal bir seyirci olarak baktığınızda animatronikleri mi yoksa ve dijital grafikleri mi görsel olarak daha iyi buluyorsunuz?

T.P.: Animatronikleri tercih ederim ama ben eski usüllere alışkın biriyim. Bilgisayar oyunları ve yüksek çözünürlüklü videolar izleyerek büyüyen gençler ekrana daha başka bir göz ile bakıyorlar. Bana gore dijital grafikler fazla parlak ve gerçek dışı, bir insanın düşerken yer çekiminin uyguladığı kuvvet bana gerçekçi gelmiyor. Diğer taraftan ucuz kuklalar da dikkatinizi dağıtabiliyor. The Neverending Story’de şans ejderi Falcor’u hiç inandırıcı bulamadım (ayrıca kitabını tercih ederim!). Mükemmel kombinasyona öyle dalıp gitmelisiniz ki bunu nasıl yaptıklarını düşünmeye fırsatınız olmamalı, böylece hikayenin akışına kapılmalısınız. Ya da Jurrasic Park’ı ele alalım, bahsettiğim her iki öğeyi de birbirine öyle iyi karıştırıyor ki anlamıyorsunuz bile. Başka bir seçenek olarak ise Chucky filmindeki gibi kuklalara has gerçeksizliği kabullenebilirsiniz. Veya Jim Henson’un Dark Crystal’da uyguladığını yapar ve kuklaları canlı insanlarla yan yana koymazsınız.

YS.COM: Kolleksiyonerliğe ilginiz var mı? Topladığınız herhangi bir nesne var mı?

T.P.: Hayır, herhangi birşeyin koleksiyonunu yapmıyorum – en favori konum olan cambazlık, sirk ve sihir hakkında bile. Kendimi gerçek bir Star Wars hayranı olarak görmüyorum – ben sadece altı filmden birinde oynadım. Fakat, etkinliklerden bir iki hatıra eşyası var…

YS.COM: Şu anda üstünde çalıştığınız herhangi bir proje var mı?

T.P.: On yıl kadar önce sanatçı olarak çalışmayı bıraktım (61 yaşındayım). Tek bir şehirde yaşıyorum, yerel kütüphanemde bilgisayar ve web ile ilgili çalışıyorum. Pek seyahat etmiyorum son zamanlarda. Genç bir arkadaşımın benim için çizimlerini sağlayacağı bir çizgiroman senaryosu yazdım. Birkaç senedir sihir ve zihin okuma hakkında araştırmalar yapıyorum, belki bir gün yeni bir şov hazırlayabilirim. Sanırım hayatım, deneyimlerim düşüncelerim ve hayallerimle ilgili kitabımı tamamlayabilirim.

YS.COM: Websitemiz hakkında ne düşünüyorsunuz?

T.P.: Muhteşem gözüküyor! Elbette, Türkçe okuyamıyorum, o yüzden çok şey kaçırıyorum. Pek az şey keşfedebildim ve fan art bölümünüzden hoşlandım, fakat her köşeyi ziyaret edemedim. Burada çok şey var!

YS.COM: Sizi Türkiye’de görmek bizi sevindirir, ülkemizi ziyaret etme konusunda planlarınız var mı?

T.P.: Ben buluşmalara katılmayı kendim planlamıyorum, hayranlar ya da organizatörler çağırıyorlar genellikle. Çünkü benim düzenli bir işim var artık, ve fazla seyahate zamanım yok. Birkaç yıl önce Türkiye’ye gelmeyi düşünmüştüm ancak geliş zamanında birşeyler oldu ve kendimi Barselona, İspanya sokaklarında gösteri yaparken buldum! Eskiden ortalıkta sık dolanırdım...

YS.COM: Son olarak Türkiye’deki Star Wars ve Jabba hayranlarına bir mesajınız var mı?

T.P.: Sizden haber almak ve insanların geçmişte yaptıklarımızı takdir etmeleri gurur verici. Umarım şu ana dek yapılmış olan filmlerden zevk almaya yıllar boyunca devam eder ve George Lucas’ın yapmayı planladığı yeni Star Wars filmlerden ve dizilerden de aynı tadı alırsınız. Eğer Türkiye’ye gelirsem ya da siz yurt dışında bir fan buluşmasına katılacak olursanız umarım sizlerle tanışabilirim!

Bo Shuda! Ho ho ho ho ho….!

 

Bu röportajın gerçekleştirilmesindeki katkılarından dolayı Gizem Yıldırım (Jaina), Cansu Korkmaz (Darth Dogg) ve Oğuz Karaaslan (Feanor)'a özel teşekkürler.