Ve bir kez daha, Yıldız Savaşları . Com, Star Wars efsanesinin başka bir yıldızı ile Türkiye'deki Star Wars hayranlarını buluşturuyor. Bu sefer, Bölüm 6: Jedi'nin Dönüşü'nde bir değil tam iki rol birden almış Gerald Home sayfalarımıza konuk oluyor. Jabba'nın sarayının müdavimlerinden Tessek ile Home One gemisinin cesur mürettebatındaki Mon Calamari subaylarından birini canlandıran Home, hem iyi hem de kötü bir karakter olarak rol alan az sayıdaki insandan biri. Sizler için, rolleri ve hayran dünyasındaki deneyimleri hakkında sorduğumuz soruları en ince detaya kadar yanıtladı.

Gerald Home, 1950'de İngiltere de dünyaya geldi. 16 yaşına kadar burada ailesiyle yaşadıktan sonra Avustralya'ya gitti ve orada, İngilizce, Almanca, Fransızca ve İspanyolca dilleri üzerinde çalıştığı Monash Üniversitesi'nde okudu. Oyuncuyula olan merakı da bu yıllarda başladı. Mezun olduktan sonra yine Avustralya'da üç yıl boyunca öğrendiklerini öğretti. Daha sonra İngiltere'ye dönerek Londra Drama Okulu'nda eğitim aldı ve pandomim, kuklacılık, TV ve film oyunculuğu konularında deneyim edindi. Bu deneyimleri sayesinde benzer işleri yapan insanlarla tanıştı ve bu insanlar sayesinde Jedi'ın Dönüşü filminde rol alabildi. Çoğunlukla sahne deneyimi olsa da rol almış olduğu bir diğer film ise "Little Shop of Horrors" idi.

Star Wars galaksisindeki uzaylı dostlarımıza hayat veren Gerald Home'un deneyimleri hakkında daha fazlasını öğrenmek istiyorsanız okumaya devam edin. Ve röportajların devamı için, Yıldız Savaşları . Com'a bağlı kalın!


YS.COM: Star Wars sizin için ne ifade ediyor? Filmi ilk kez izlediğinizde ne düşünmüştünüz?

G.H.: Star Wars her geçen yıl bana daha farklı bir şeyi ifade ediyor. 1977’de Yeni Umut’u ilk izlediğimde adeta sarsıldım, tıpkı dünyanın geri kalanı gibi. O zamanlar bunun gibi bir şeyin olmadığını aklınızda bulundurmalısınız. Sanki uzayda geçen bir kovboy filmi gibiydi. Çok heyecan vericiydi. 5 yıl sonra, 1982’de üçüncü Star Wars filminde oynayacağım aklımın ucuna bile gelmezdi! Bugün Star Wars bana çok daha fazlasını ifade ediyor ama bundan daha sonra bahsedeceğim.


YS.COM: Star Wars efsanesine Return of the Jedi’daki Mon Calamari Subayı rolü ile dahil olmanız nasıl gerçekleşti? Bu rolü ilk duyduğunuzda ne hissettiniz?

G.H.: 1977’de oyunculuk okulundan ayrılmamın ardından aldığım ilk rol PRUFROCK adındaki bir pandomim gösterisiydi. Oyunlar, komedi ve drama sahneledik fakat kelimeleri kullanmadık: tüm oyunculuk vücutlarımızla gerçekleştirildi, bu sebeple duygularımızı da vücutlarımızı kullanarak fiziksel bir yöntemle göstermemiz gerekiyordu.

Des Jones adındaki bir pandomim hocası ve yönetmeni oyun sırasında beni izlemiş, sonrasında birbirimizle iletişim içinde olduk ve 1982’de beni arayarak en son işinden bahsetti. Adı REVENGE (evet, REVENGE) OF THE JEDI olan üçüncü Star Wars filminde yer alabilecek oyunculardan bir grup oluşturduğunu ve benim de bunda yer alıp almamak istediğimi sordu. Ve tabii ki evet dedim! İlk iki Star Wars filminin çok başarılı olduğunu biliyorduk ve ROTJ da öyle olacaktı.

Des bize kelimeleri kullanmayacak, sadece fiziksel hareketlerle karakterlerini hayata geçirecek olan 9 oyuncuya ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Ve biz de bir avuç oyuncu olarak başvurduk, ve dokumuz da seçildik. Belki haberiniz bile yoktur fakat filmin sonundaki jenerikte isimlerimiz de yer alıyor. Jeneriğin sonunda, Ewok’lardan sonra, “Mime Artists” başlığı altında.

Ben “Squid Face” i canlandırmak üzere seçilmiştim. Fakat sonra, 1983’de bu karakterin figürü üretildiğinde ona “Squid Head” adı verildi, ve 2000 yılı civarında da adı Tessek olarak kaldı.

Bana onun oynayacağım başlıca karakter olduğu söylenmişti fakat hiç konuşmayan bir Mon Calamari’yi de canlandıracaktım.

Çekimler başladığında set ekibinin bazı üyelerini çok iyi tanıyordum, bunlar arasında Stuart Ziff (filmin jeneriğinde Chief Articulation Engineer olarak geçiyor – Jabba gibi şeylerin çalışmasını o sağlıyordu) de bulunuyordu. Bir gün, George Lucas’ın Amiral Ackbar ve konuşan bir Mon Calamari subayı arasında geçen birkaç diyaloglu deneysel ek çekim yapmak istediğini duymuş. Stuart da bu bölüm için Lucas’a beni teklif etmiş ve ben de bu sayede konuşan Mon Calamari olabildim!

Bu konuşmalı bölümü alabildiğim için çok heyecanlıydım, ancak bu bölümler deneyseldi ve filmin son versiyonunda kullanılmamalarına şaşırmadım, zira Mon Calamari ağzım yeterince iyi hareket etmiyordu. İşte öğrenmem gereken iki sayfalık senaryo ve karakterimin adının Subay, Yardımcı ve Kontrolör olarak geçtiği bölümler.

Bu sayfalar o gün yapılacak her şeyi listeliyor, sadece çekimler değil aynı zamanda Mark Hamill için dövüş provaları ve Harrison Ford için fotoğraf çekimi gibi şeyleri de içeriyor.

Sarı kağıtlar ikinci ünite çekimi anlamına geliyor, genelde bunlar yardımcı yönetmen tarafından çekilirler, ama Endor Savaşı’ndan sahneler oldukları için George Lucas bunları bizzat yönetti – bunlar mavi perde sahneleriydi ve mavi perdenin yerine ne yerleştirileceğini sadece o biliyordu (savaş sahneleri gibi).


YS.COM: Hem iyi hem de kötü bir karakteri canlandırmış az sayıdaki oyunculardan birisiniz. Mesela Jabba’nın sarayındaki Quarren olan Tessek’i canlandırdınız ve Quarren’ler Mon Calamari’nin düşmanları olarak bilinirler. Bu çelişki size ne hissettirdi?

G.H.: Harika hissettim! Genelde bir aktör bir filmde tek rol alır ama benim iki rolüm oldu. Benim gibi aktörlerin aldığı rollerin yelpazesi geniştir, bu yüzden hem iyi hem de kötü bir karakteri canlandırabilmek bana göre bir hediye idi. Haklısınız, Quarren ve Mon Calamari’ler birbirine düşman ve aynı gezegeni paylaşıyorlar.


YS.COM:  İki rolünüzü de göz önüne alırsak, sette başınızdan geçen unutamadığınız anılarınız oldu mu?

G.H.: Evet, Tessek maskesinin altında gözlüklerimi takmıştım.Bu aslında büyük bir hata idi çünkü gözlüklerim kısa süre içinde nemlendi ve hiçbir şey göremedim! Bu çok tehlikeli idi çünkü maskeyi çıkaramazdım ve neredeyse Rancor Çukuru’na düşüyordum.

Karakterlerimin ikisi arasındaki en büyük fark ikisine de ayrı ayrı verdiğim fiziksel duruşlar: Tessek sürekli dik duran uzun biri, Mon Calamari subayı ise yuvarlak omuzları olan ve  kambur duran biri.


YS.COM:  Filmde Mon Calamari'li Amiral Ackbar'ı canlandıran Timothy M. Rose ile ilişkileriniz nasıldı? Halen görüşüyor musunuz? Onunla beraber çekimlerdeyken başınıza ilginç bir olay geldi mi?

G.H.: Evet, Tim ve ben çok iyi arkadaşız. Birbirimizle çok iyi anlaşırız, ROTJ çekildikten sonra bir süre daha görüştük ve üç yıl önce hayranlarla tanışıp imza vermek  üzere gittiğimiz Japonya’da son zamanların en muhteşem zamanını geçirdik.

Japon hayranlar çok akıllılar; 1982’de çekilen deneysel sahneleri download etmişler, Amiral Ackbar ve Mon Calamari Subayı figürlerini de getirmişler ve Tim ile benden o sahneleri figürleri kullanarak canlandırmamızı istediler! İlk kez 1982’de canlandırdığımız sahneleri 2004’te tekrarlamak çok eğlenceliydi!

Tim’i hala sık sık görürüm, en son Los Angeles’daki Celebration 4’te karşılaştık.


YS.COM:  Favoriniz hangisi, Mon Calamari Subayı mı yoksa Tessek mi?

G.H.: Bu soruya Tessek cevabını vereceğim. En nihayetinde birbirine benzeyen bir sürü Mon Calamari var ama sadece bir tane Tessek var! Kimse onun gibi yürüyemez ve köşelerde saklanamaz. Ayrıca Tessek’i üç hafta kadar oynadım, Mon Calamari subayını bir hafta kadar oynamıştım.


YS.COM:  Meşhur Endor Savaşı sahnesine gelelim. Bu sahnenin çekimleri nasıl oldu? Kendinizi sahnenin heyecanına kaptırdınız mı?

G.H.: Aslında bir hafta içinde çekilen pek çok sahne vardı. Evet, filmler için bu sahneler heyecan vericiydi. Daha önce dediğim gibi mavi perde önünde çekimler yapıldı ve savaş sahneleri daha sonra eklendi. Bu sebeple bol bol hayalgücümüzü kullandık, savaş sahnelerini hayal ettik ve sanki bombalar, lazerler ve uzay gemilerince saldırıya uğramışçasına tepkiler verdik! Oldukça temel direktifler aldık, “sola koşun! Şimdi sağa koşun!” gibi. Fotoğrafta Ackbar’ın solundaki Mon Calamari benim.

Pratik olarak bakıldığında Tessek için hayat daha kolaydı çünkü bir yardımcı ve bir kostüm sorumlusu kostümü giyip çıkarırken bana yardım ediyordu – fotoğrafta gördüğünüz gibi – ve beni olabildiğince serin tutuyorlardı. Ancak köprü sahnesinde hiç yardımcımız yoktu bu yüzden çok terledik.



YS.COM:  Return of the Jedi’daki kesilmiş sahnelerden söz ettik. Tessek’in de kesilmiş herhangi bir sahnesi var mı?

G.H.: Daha önce dediğim gibi konuşan Mon Calamari Subayı sahneleri deneyseldi ve aslında kesilmediler. Bunlara “kullanmılmamış” demek daha doğru olur.

Tessek’in de filmin son halinde yer almayan görüntüleri elbette oldu. Daha önce son halini görmediğim, çekilmiş pek çok Tessek fotoğrafı hatırlıyorum, bunlardan birinde Prenses Leia, Jabba’yı boğarken ben arkada duruyordum. Belki bir gün o resim de ortaya çıkar.


YS.COM: Bize Jabba’nın Mavnası sahnesi çekimlerindeki deneyimlerinizden söz edebilir misiniz?

G.H.: Jabba’nın Mavnası sahnelerini çekmek saray sahnelerini çekmekten daha kolaydı. Saray setinde aktörler, pandomimciler, kuklacılar, figüranlar, ekip, yönetmenler, kostüm sorumluları, vs gibi kişilerle beraber yaklaşık 150 kişi vardı ve çok büyük bir set değildi. Ayrıca pek çok da güçlü aydınlatma ve duman makineları bulunuyordu bu yüzden çok ama çok sıcaktı.

Mavna sahnelerinde çok daha  az sayıda insan vardı bu yüzden bunu çekmek daha kolaydı. Filmde yer almayan bir sahne için prova yaptığımızı hatırlıyorum, birkaçımız üzerinde içkiler olan bir tepsiyi taşıyan R2-D2’ya çarpıyorduk. Ancak çarptığımızda içkiler dökülüp etrafı batırınca bunu yapmamaya karar verdiler.


YS.COM:  Canlandırdığınız karakterlerin hikayeleri ile de pek ilgili gibisiniz?

G.H.: Evet, öyleyim. 1982’de ROTJ’ı yaptıktan sonra yıllar boyunca filmi pek düşünmedim – ta ki hayranlar beni takip etmeye başlayana ve ROTJ hakkında sorular sorana dek (internetin de katkısı büyük elbette). Bahsettiğim bu olay 2003’de oldu. Birkaç hayran ile tanıştım ve bana bilmediğim şeyler anlattılar. Squid Head’in adının Tessek olduğunu ve bir de figürü bulunduğunu söylediler. Ve Tessek’in beyninin de hala hayatta olduğunu öğrendim! Ben son yirmi yıldır Squid Head’in mavnadaki patlamada öldüğünü sanıyordum ama ölmemişim! Hayranlar bana “Jabba’nın Sarayından Hikayeler – Tales from Jabba’s Palace” adlı kitabı okumamı önerdiler, bu sayede Tessek’in Jabba’nın parasını çaldığını ve daha pek çok şeyi öğrendim. Geri kalanını öğrenmek için sizin de kitabı okumanız gerek! Mesela Tessek’in Jabba’nın muhasebecisi olduğunu biliyor muydunuz?


YS.COM:  Hazır sözünü etmişken hayranlar arasında kafa karışıklığı yaratan Squid Head ve Tessek konusuna biraz daha değinelim.

G.H.: Daha önce de dediğim gibi Hasbro’dan yeni figür çıkana dek bu karakterin adı Squid Head olarak geçiyordu.

Ama daha genç olan hayranlar eskiden çıkmış olan figürü bilmezler ve haliyle Squid Head  isminden haberleri yoktur. Bazı ihtiyar hayranlar ise ona Tessek demeyi reddediyor! Onlara göre o daima Squid Head olarak kalacak!

O yüzden fotoğraf veya figür imzalarken her iki ismi de kullanıyorum. Bu sayede herkes mutlu oluyor.


YS.COM:  Toby Philpott’a sorduğumuz soruyu bir de size soralım. Sinema teknolojisi giderek gelişiyor ve artık maskeler ile kuklalar tarihe karışıyor. Bunların yerini bilgisayar ile oluşturulmuş dijital görüntüler alıyor, son olarak Bölüm III’deki Mon Calamari senatörü Meena Tills’in kostümü de en son animatronik teknolojisi kullanılarak oluşturuldu. Maske ve kuklaların yerini dijital görüntülerin alması hakkındaki düşünceniz nedir?

G.H.: Bundan nefret ediyorum! Bana göre eğer insanları işin içinden çıkarırsanız, izleyicileri konuya bağlayan o sıcaklığı ve insan kalitesini de çıkarmış oluyorsunuz. Perdede devasa klon ve robot ordularını görmek çok etkileyici ama onları ve onların başına gelenleri önemsemiyorsunuz çünkü soğuklar ve içlerinde sadece insanların verebileceği duygular bulunmuyor.

İyi kuklacılar daima kukla yolu ile rol yaparlar. Bununla ne demek istiyor olabilirim…? Eğer kukla oynatan bir kuklacının yüzüne bakarsanız, kuklaya verdiği duyguların yüzüne yansıdığını görürsünüz. Kuklacının yüzü ekrana yansımaz ama onun duygu ve hislerini kukla aracılığıyla görmüş olursunuz. İzleyiciler bu tip insani duygulara tepki verir. Bunun yerine bilgisayar efektleri kullanırsanız izleyiciler soğuklaşır çünkü ortada tepki verilebilecek insan duyguları bulunmaz.


YS.COM: Orijinal üçlemede görev alan bir aktör olarak o günden günümüze kadar süregelen teknolojik gelişmelere şahit oldunuz. Bir kıyaslama yapacak olursak yeni üçleme hakkında ne düşünürsünüz?

G.H.: Bu soruyu yanıtlamadan önce George Lucas’ın bir dahi olduğunu düşündüğümü belirtmek isterim. Sahip olduğu vizyon, yarattığı devasa Star Wars evreni ve tüm bunların yıllarca hayatta kalabilmesi akıllara durgunluk veriyor.

Bunu belirttikten sonra, dürüst bir şekilde yeni üçlemenin bende soğuk bir etki bıraktığını söyleyebilirim. Evet, teknik olarak mükemmeller ve evet onları izlemekten zevk de alıyorum. Bölüm III müthiş bir film, onunla “çember tamamlandı”. Ama orijinal üçlemedeki karakterlere verdiğim önem ve ilgiyi yeni üçlemedeki karakterlere veremiyorum. Harrison Ford, Mark Hamill ve Carrie Fisher’ın yer aldığı bir sette bulunmuş olmam bir tarafa, bugün orijinal üçlemeyi izlerken hala Han, Luke ve Leia’nın başına gelecek olayları önemsiyorum. Bunu yeni üçlemedeki karakterler için hissedemiyorum…bunun sebebinden tam olarak emin değilim ama sanırım bu yeni filmlerde çok fazla görsel efekt bulunmasından kaynaklanıyor.


YS.COM:  George Lucas ile ilişkiniz nasıldı?

G.H.: RETURN OF THE JEDI’ı Richard Marquand yönetti, bu yüzden George Lucas sete pek gelmiyordu. Sürekli sette kalabilirdi ama kalmadı. Richard Marquand’ın filmi nasıl yöneteceğine karışmadı.

Ama daha önce de dediğim gibi George Lucas, Endor Savaşı sahnelerindeki mavi perde çekimlerini yönetti. Pek fazla insan bunu bilmez – ve çoğu da bunu söylediğimde bana inanmıyor! Ama bunun doğru olduğuna dair kanıt istiyorsanız 1983 yılında yayınlanan THE MAKING OF RETURN OF THE JEDI kitabının 141’inci sayfasına bakabilirsiniz, orada Lucas’ın savaş sahnelerinin çekimlerinde görev aldığı yazıyor.

O sahnelerdeki Mon Calamari’ler olarak George Lucas ile pek iletişimimiz olmadı; direktifleri bize asistanı aracılığıyla verdi. Daha önce belirttiğim gibi direktifler de oldukça geneldi. Daima oldukça sakindi, tam olarak ne elde etmek istediğini ve nasıl elde edeceğini bilen biriydi.


YS.COM:  Son yıllarda Star Wars hayranlığı uluslar arası boyutlarda bir fenomen haline geldi. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

G.H.: Birkaç yıl öncesine kadar böylesine büyük bir Star Wars hayran dünyasının varolduğunu bilmiyordum! Beni büyüledi ve hala da büyülüyor. Dünyanın her köşesindeki hayranlarla bir araya gelmeyi çok seviyorum, benim de bu dünyanın bir parçası olmam da ayrıca hoşuma gidiyor. Dünya çapında kurulmuş pek çok hayran grubu var ama ayrıca yeni, heyecan verici şeyler de oluyor…

Son olarak katıldığım bir hayran toplantısından söz etmek istiyorum: Polonya’daki Dagobah 2007. Daha önce hiçbir Star Wars oyuncusu Polonya’ya gitmemiş bu sebeple beklentilerim belirsizdi. Herşey harikaydı, hayranlar sıcakkanlı ve misafirperverdi, Star Wars hakkında bilinebilecek her şeyden haberleri vardı. Hayranlara birbirlerini ve Star Wars oyuncularını görme imkanı sunduğundan eşsiz bir olaydı, ayrıca Wojtek adlı hasta bir çocuğa amacına ulaşmasına yardım etti: Lord Vader gibi olabilmek. Dileğine ulaşabilmesi görmeye değerdi. Onun bu rüyaya ulaşmasını sağlamak, Polonya’lı hayranlarla bir arada olabilmek benim için büyük bir zevk ve onur oldu.

Polonya’da meydana gelen başka bir ilginçlik ise Obi Wan Kenobi adı verilen cadde idi!. Öyle sanıyoruz ki bir Star Wars karakterinin ismi ile adlandırılan ilk cadde bu! Star Wars hayranı olan bir meclis üyesi caddenin adını bu şekilde yasallaştırmış. Fotoğrafta görebileceğiniz üzere bu caddeyi pek çok Star Wars hayranı ile ziyaret ettik. Çok eğlenceliydi, Polonya’ya tekrar gidebilmek için sabırsızlanıyorum.


YS.COM:  Koleksiyonculukla ilgili bir soru soralım. Gördüğümüz kadarıyla canlandırdığınız karakterlerin figürlerine zaten sahipsiniz. Bunun dışında koleksiyonculuk ile ilgileniyor musunuz? Eğer ilgileniyorsanız neleri biriktirirsiniz?

G.H.: Evet, bende hem eski Squid Head figürü hem de son çıkmış olan Tessek ve Mon Calamari Subayı figürleri var. Aslında bir koleksiyoncu değilim ama birkaç şeyi az da olsa biriktirdim, bunlar arasında hayranların benim için yaptıkları Tessek büst ve çizimleri, ve ayrıca Polonya’lı hayranların benim için yaptıkları harika Tessek figürü de bulunuyor.


YS.COM: Sıradaki projeniz nedir? Yeni TV dizisinde sizi de görecek miyiz?

G.H.: Önümüzdeki hafta bu yılın başında çekimlerine başlanan bir TV dizisinin çekimlerinde olacağım, bir denizciyi canlandırıyorum – tıpkı Mon Calamari subayı gibi!

Ayrıca son olarak bir çikolata reklamında oynadım.

Yeni Star Wars TV dizisinde olacak mıyım? Kim bilir? Eğer Avustralya’da çekilirse muhtemelen Avustralya’lı aktörler yer alır. Ben Londra’da yaşıyorum ve belirttiğim gibi hala işlerle meşgul olan biriyim.


YS.COM:  Daha önce Türkiye’ye hiç geldiniz mi? Belki bir toplantıda sizi daha yakından tanıyabiliriz.

G.H.: Hayır, ne yazık ki Türkiye’de hiç bulunmadım, ama orayı da Polonya gibi düşünüyorum – keşfedilmemiş bölge, ve orayı ziyaret edebilmeyi çok isterim! Bu harika olurdu.


YS.COM: Tahmin ediyoruz ki sitemize göz atma fırsatınız olmuştur. Sitemiz hakkında ne düşünüyorsunuz?

G.H.: Evet, büyüleyici sitenizi gördüm ve sizi tebrik etmek istiyorum. Yeni hayran gruplarını bulabilmek beni heyecanlandırıyor ve sizinle temas kurduğum için çok mutluyum.


YS.COM:  Son olarak, Türkiye’deki Star Wars hayranlarına mesajınız nedir?

G.H.: Tüm Türk Star Wars hayranlarına her şeyin en iyisini diliyorum. Umarım bir gün sizlerle karşılaşabilirim. O zamana kadar söyleyebileceğim tek bir şey var:

GÜÇ SİZİNLE OLSUN!