Track 7: Saga, Part 2: Attack of the Clones

Episode 1'den sonraki dönemde ben liseyi bitirmiş üniversite sınavına girmiştim. İlk girişimde hayal kırıklığı yaşamıştım. Bunun sonucunda bir sene daha hazırlanmaya karar verdim ve dershaneye yazıldım. Okulum olmadığı için dershaneye hafta içi gidiyordum. Gayet güzel bir ortam edinmiştim, iyi arkadaşlıklar kurmuştum. Bu arkadaşlarım arasında Yıldız Savaşları ve Yüzüklerin Efendisi hayranları da bulunmaktaydı. Bu beni daha da çok motive etmekle beraber moral de vermekteydi.

Sınav zamanı yaklaşıyordu. Mayıs ayı gelmişti. Büyük sınava 1 ay kalmıştı ve bu yüzden Mayıs ayının sınav açısından önemi büyüktü. Yalnız bununla birlikte Mayıs ayı bir büyük önem daha taşımaktaydı. Çünkü Yıldız Savaşları'nın 2. bölümü tüm dünya ile birlikte aynı anda Türkiye'de de gösterime girecekti.

Tarih 19 Mayıs 2002 idi. Sınıftan bir grup arkadaşla birlikte sözleşip ilk seansa gitme kararı almıştık. Taksim'de gidilecekti filme. Sabahın erken saatinde buluşulduktan sonra hep beraber Taksim'e doğru yola koyulduk. Sinemaya vardığımızda hepimizi büyük bir heyecan kaplamıştı. Biletlerimiz hazırdı ve bekleme salonuna doğru yöneldik. Bekleme salonundaki dev Anakin-Padme afişi hepimizin ilgisini çekmişti. Bu afiş sizin de tahmin ettiğiniz gibi " A Jedi shall not know anger, nor hatred, nor love" sözlerini içeren afişti. Film başlayana kadar hepimiz bu afişi inceledik, film hakkında konuşmaya başladık. Derken vakit geldi ve filmi izleyeceğimiz salona girdik. Film başlamak üzereydi.

Birkaç tanıtım fragmanından sonra meşhur 20th Century Fox ve LucasFilm logoları ekrana gelmişti. Kalbim inanılmaz derecede hızlı çarpıyordu. Ve kayan sarı yazılar geldi. Yalnız bu yazılar Türkçe idi. Bütün salon hayal kırıklığına uğramışçasına "off, Allah kahretsin, dublaj versiyonuna geldik galiba" diye söylenmekteydi. Açıkçası ben de ilk başta korkmuştum ancak daha sonra film başladığında dublaj olmadığını anladık.

Film oldukça hareketli geçiyordu. Özellikle daha ilk sahneden kendimizi aksiyonun içinde bulmuştuk. Padme'ye düzenlenen suikast girişimi, Jedi Konseyi'nin bu suikast karşısındaki tutumu ve Senato Başkanı Palpatine'in kurnazca sergilediği iyimser tavır. Daha sonra devreye Anakin ile Obi-Wan girmişti. Anakin oldukça büyümüş ve karakteri yavaş yavaş oturmaya başlamıştı. Ancak Padme'ye duyduğu ilgi yüzünden ustası Obi-Wan ile zaman zaman takışıyordu. Bu Obi-Wan'ın canını sıkmakta ve sıkıntısını Konseye iletmesini sağlamaktaydı. Ancak Konsey Anakin'e güveninin tam olduğunu belirtmiş ve bunun yanında da ona bir görev vermişti. Görev Padme'nin can güvenliğini sağlamaktı.

Hazırlanan Klon Ordusu, Geonosis Savaşı, Darth Tyranus ile yapılan düello ve en önemlisi Usta Yoda'nın kılıcını ilk kez kullandığını görmek...Bunlar filmin güzelliğine güzellik katan etkenlerdi. Büyülenmemek hakikaten elde değildi. Benim gaza geldiğim sahne ise, Obi-Wan, Anakin ve Padme'yi kurtarmak için Geonosis'e gelen 200 kadar Jedi'ın bir ordu gibi savaş droidlerine karşı yaptığı hücumdu. Nerdeyse "Allah Allah" diye bağıracaktım salonda, zor tuttum kendimi :)

Filmin sonunda artık savaşın başladığı Yoda'nın da sözleriyle doğrulandı ve karanlık tarafın işlerinin yolunda gittiği anlaşıldı. Özellikle Palpatine'in Cumhuriyet Ordusu'na bakışı ve arkada çalan Imperial March...