Her
şey ucu ucuna gerçekleşmişti, ama her şey hazırdı.Bizden Star
Wars ile ilgili ne kadar ıvır zıvır varsa getirmemizi istemişlerdi.Mace
Windu'nun annesi Gerekli Şeyler ile görüştü ve bir nevi barter
anlaşması yapıldı.Onlardan edindiğimiz materyal karşılığında
programda onların reklamını yapacaktık.24 Ekim geldi çattı,
elimizde çantalar, torbalar, bir de büyük karton bir modelle
stüdyonun yolunu tuttuk.Stüdyoya girmeden önce elimizdekileri
kapıya kayıt ettirdik, kalbim deli gibi atıyordu.Büyük siyah
kapıdan geçtik, içgüdüsel olarak sağ taraftaki kapıya yöneldik.Kafamızı
çevirdiğimizde yükselen merdivenlerin ardındaki kapıdan içeride,
duvardaki büyük Ericsson-Life yazısını gördük.Parlıyordu, ışıklar
dört bir yandaydı, ne büyük bir heyecandı.İçeri girip etrafımıza
baktık, hemen hemen her akşam seyrettiğimiz stüdyonun içindeydik,
orada bulunuyorduk, bu tarif edilemez bir duyguydu.Elimizdekileri
özenle dizdik, düzenledik.Büyük karton modeli hazırladık, her
şeyin hazır olduğunu düşünerek gerindim ama aslında çok heyecanlıydım.O
sırada içeriye programın sunucularından Emre girdi.Uzaktayken
bizimle alakasız gibi gözüküyordu "burnu havada olan ünlüler
kategorisine giriyor herhalde" diye içimden geçirdim, sonra
yanımıza geldi ve tanıştık.Aslında düşündüğüm gibi değilmiş,
kısa bir muhabbet ettik daha sonra bizi programın yönetmeni
Sait Bey ile tanıştırdı.Sait Bey'den programın nasıl olacağı
konusunda bilgi aldık, bize saat 20:00 civarında çıkacağımızı
söyledi, daha iki buçuk saatimiz vardı.Kapıdan çıkarken yine
programın sunucularından olan ve benim devamlı mailleştiğim
Burçin'i gördük, ayak üstü onunla da tanıştık.Ekip bize oldukça
sıcak davranıyordu.Dışarıda bowling salonu vardı, oraya gidip
oturduk, bir şeyler atıştırdık.Zaman azaldıkça daha da titremeye
başlıyordum.Birkaç dakika sonra canlı yayına çıkacaktım ve ne
kadar dost-akraba varsa hepsi izleyecekti, sadece onlar değil,
binlerce belki de milyonlarca kişi.Geri sayım sona ermişti,
stüdyoya doğru ilerlemeye başladık, hava kararmıştı, belki de
o kadar soğuk değildi ama ben titriyordum, daha önce hiç bu
tip bir heyecan yaşamamıştım.Stüdyoya girdik, bize o karizmatik
mikrofonlardan taktılar.Stüdyoya girmeden önce bir köşede Burçin
ile görüştük, ben heyecanlı olduğumu itiraf ettim, korkacak
bir şey olmadığını, ortamın muhabbet havasında olacağını söyledi.Parlak
Ericsson-Life yazısına ilerlerken programın sunucularından olan
Selin ve Pınar ile de tanıştık ve yerlerimizi aldık.Yönetmenin
"Yayına şu kadar saniye kaldı" şeklindeki konuşmaları
beni feci heyecanlandırıyordu.En sonunda beklenen an geldi ve
program başladı.Bize Star Wars ile ilgili bir çok soru sordular,
neyin ne olduğunu açıkladık, sitemizden bahsettik.Gerçekten
eğlenceliydi, korktuğum gibi hata da yapmamıştım.Program sitemiz
açısından gerçekten çok başarılıydı, iki saat içinde yüz yirmi
kişi üye olmuştu ve ilk kez sitede aynı anda yirmi kişiyi görebiliyorduk.Herkesle
vedalaşıp oradan ayrıldık, ben ortamdan çok memnun kalmıştım,
ekip gerçekten sıcak davranmıştı, TV programlarına katılma korkumu
da yenmiştim.Program çıkışı bir sürü SMS mesajı geldi.Rakibimiz
Gen.Tr'ye karşı atılan önemli bir adımdı, kulağımızda zafer
ezgileri çınlıyordu.Türkiye'de hangi Star Wars hayranı, Star
Wars adına TV'ye çıkmıştı ki daha önce, hele de bir canlı yayına?
Altın çağımıza geldiğimizi düşünüyorduk, fakat parlak günlerin
devam edeceği konusundaki hayallere erken dalmıştım.O an aslında
zirveydi, fakat biz önümüzdeki sisten nerede olduğumuzu göremiyorduk.İçinde
olduğumuz şey ise sis değil kara bir buluttu.