Hep
sorup dururlar, “Nedir bu düşmanlık?” diye.
Ben de onlara “Okuyasınız diye yazdım. Okuyun
ve öğrenin.” derim.
Her ne kadar sorunun kökeni kafayı biraz çalıştırdıktan
sonra fark edilse de aslında içten içe sorunun bilinmesini
istemem. Çünkü bu, yani onların zayıflığı, benim için kozdur.
Nitekim kibirlidirler, bu sayede rakiplerinin zayıflıkları
bir yana, kendi zayıflıklarını göremezler. Beni üzen ise daha
önce güvenip inandığım insanları; orada, onlara kaybetmek
olmuştur.
Ancak bazen durum değişir. Bazen arkadaş kaybetmem,
kazanırım. Bu da onların kibiri sayesinde olmuştur. Onlar
çoğu zaman kendilerine yapılan bir eleştiriyi saldırganca,
sanki karşı tarafın hiç haklı olma ihtimali yokmuşçasına karşılarlar,
daima kendilerinin en iyi, kendilerinin haklı olduğunu söylerler.
Ya da çıkan tartışmalarda, konuyu kapatmak üzere açık bir
şekilde tiran olduklarını, diktatör olduklarını söylerler
ve insanları susmaya zorlarlar. Burada yatan gerçek şudur,
onlar “Evet, tiranız.” veya “Evet, kralız.” diyerek imalı,
alaycı bir tavır takındıklarını düşünürler fakat onlar bunları
söyleyerek gerçekte var olan tiranlıklarını maskelediklerini
zannederler. Daha sonra da topic, ve hatta bazı durumlarda
kullanıcı kilitlenir ve konu kapanır. Bu şekilde, kullanıcı
haklı olsa bile ona cevap hakkı sunulmaz, kullanıcı suçlu
durumuna düşürülerek susturulur. Bu tam anlamıyla bir zorbalık
düzenidir. Bugün foruma bakıldığında bunun örnekleri halen
görülebilir.
Bazı budala kullanıcılar da, bunu büyük bir
otorite zannederek onlara yaranmaya çalışır ve yüksek seviyelere
ulaşmaya çalışırlar.
İşte bu gibi durumlardan rahatsız olan ve
haksızlığa uğrayan bazı kullanıcılar, büyük şikayetlerle bugün
aramıza katılarak yerlerini aldılar. Görünmeyen büyük bir
kitle, varlıklarını somut olarak gösterecekleri, sessizliklerini
bozacakları günü bekliyorlar.
Ağustosun ortasına gelmiştik, bir gece, kendisine inandığım
bir arkadaşımı, Tim’i rahatsız eden bir şeylerin olduğunu
gördüm. gen.tr forumunda huzursuz bir konuşma sürüyordu. Bu
konuşma herkese açık olduğu için, ve sizlerin de buraya kadar
ne demek istediğimi anlamanız için bu konuşmayı buraya koydum,
lütfen burayı
tıklayın.
Şimdi mantık yoksunu olanlarınız, “Ezik misin
de bunları yazıyorsun?” gibisinden düşünceleri kafalarından
geçirecektir. Tam aksine, bana cevap hakkı sunulmadığı için
bunları yazacağım. Sizin de gördüğünüz gibi, bir kez daha
hayalperest olduğum söylendi, üstelik yüce efendi Hasan Yalçın,
laflarımı anlamadı. Adeta bir hayalperest performansı sergileyerek
bana karşı bambaşka ithamlarda bulundu, ve cevap hakkı, ya
da düzeltme fırsatı vermeden konuyu kilitledi. Eminim kendisi
çok yoğun olacaktır, ve bu sayfayı okumaya zamanı olmayacaktır,
o nedenle onun sadık hizmetkarları, bir zahmet burayı okursanız
ona iletiverin. Şunları iyice kafasına soksun:
1-
Siteyi benim ve arkadaşlarımın hack ettiği sonucunu çıkarmış.
Bakalım ben ne demişim: “…mutlaka bir problem çıkıyor, birileri
siteyi hackliyorsa demek ki bazılarının burnu çok havadadır.”
Buradan siteyi benim hacklemiş olabileceğim sonucuna nasıl
ulaştığını gerçekten merak ediyorum, çünkü böyle bir sonuca
ulaşmak için fesat olmak lazım, ki bugüne kadar Star Wars
konusunda bir şeyler yapabilmeyi becermiş benim gibi biri
hiçbir zaman hack etmek ile uğraşmaz, aksine bugüne kadar
nasıl ki bazı şeylerin üzerinden azmiyle gelmişse bunun da
üzerinden azimle çalışarak gelir, işini yeraltından hallederek
değil.
2-
Ben şöyle bir şey demişim: “Kurduğunuz bu sanal krallığınızla
diğer fanları sömürerek egonuzu tatmin etmeye çalışıyorsunuz.”
Yüce efendi Hasan Yalçın da şöyle bir yanıt vermiş: “unutmadan
evet biz diğer fanları sömürüyoruz. Bu sitenin yıllık bir
milyon dolara yakın geliri olduğunu medyadan da takip etmişsinizdir
zaten (!) Kanını emiyoruz fanların.” Hemen her fırsatta “Ben
30 yaşına gelmiş adamım.” gibisinden kasılmalara girip de
kendini büyük bir olgunluk içine sokan Hasan Yalçın, sanırım
bu yaşına gelmiş olmasına rağmen sömürünün sadece para ile
değil de başka şekillerde de yapılabileceğini bilmiyor. Sömürü;
duygu ile de yapılabilir, ancak bunu bilmemelerini normal
karşılamak gerek, duygu onlarda olmayan bir şey.
Ben, diğerlerinin kişilik haklarını savunduğum
için ortamdan uzaklaştırılmış oldum. Peki ne oldu, Star Wars
ile bütün ilişkim kesildi mi? Üzüntüden oturup ağladım mı?
Onları hack etmek için komplo teorileri mi kurdum? Hepsine
cevabım hayır. Her şey devam ediyor, ve tüm bu olanlar beni
her defasında daha da azimli kılıyor. Onlar bugün, egolarını
tatmin etmeyi sürdürüyorlar. Ancak eminim, bir gün herkes
gerçeği görecek, bir gün herkes kimin ne olduğunu öğrenecek.
Onların oyun formülü bu: “çamur at, izi kalsın”.
Sevgili
(ve rahmetli) Anakin_Ocu’nun de dediği gibi:
“Under a pale grey sky, we shall arise”.