Sanırım
Eylül ayının sonları idi. Kıvanç her zamanki gibi bir maç
ayarlamıştı, Gökalp, Orkun ve sanırım Alper de oynuyordu,
rakipleri ise gen.tr forum üyeleriydi. Kıvanç’ı uzun zamandır
görmediğim için maçı izlemeyi kabul ettim (futbolu seven biri
değilim).
Maçın yapılacağı yere vardık. Forum üyeleri
oradaydılar, maç öncesi kısa bir Star Wars muhabbeti döndü,
bana kostüm ve filmle ilgili birkaç soru sordular. Aslında
o gün oradakiler iyi insanlara benziyorlardı. Ama dedim ya,
ne kadar safmışım. Saflığımın sebebini açıklayacağım.
Oyuncular hazırlandılar ve maç başladı. Oğuz
ile ben de saha kenarındaki banklara oturduk ve izlemeye başladık.
Daha sonra ise forumdan başka bir grup geldi, aramıza bir
seyirci daha katıldı, Mira. Ben genelde çekingenimdir, yanıma
kim oturursa otursun dönüp bakmaya bile üşenirim. Fakat Mira
kısa sürede sohbeti koydu, maçı izlemektense sohbet ediyorduk.
Açıkça belirtmek gerekirse ondan hoşlanmıştım.
Maç bitiminde ikinci bir forum grubu geldi.
Biz ise oradan ayrılmak üzereydik, onlarla da ayak üstü kısa
bir konuşma yaptık. Bunlar forumda yavaş yavaş yayılmaya başlayan
“Damar” grubunun üyeleriydi, yaş ortalaması 25-26 civarındaydı.
1 Ekim akşamı bir Damar toplantısı olacağını söylediler ve
beni de davet ettiler. Bu bana daha çok, Mira ile tekrar konuşmak
için yeni bir fırsat gibi geldi, konu üzerine düşüneceğimi
söyleyerek onlarla vedalaştım.
O gece tek başıma, onlarla takılmak üzere
Atlas Pasajı önünde buluştum. İnsanlar birbirlerini tanıdıkları
için biraz yabancı kalmıştım. Daha sonra Nevizade’de bir yere
oturduk, gecenin ancak ilerleyen saatlerinde birileriyle sohbet
ediyordum. Saat gece yarısını gösterirken herkesle vedalaşıp
oradan ayrılıyordum ki Mira da ayrılacağını söyledi. Dışarı
çıktık, içeridekilerden biri daha ayrılmış, bizimle beraber
dolmuşlara doğru yürüyordu. Dolmuşa bindik, Mira ile aramıza
ismini anmaktan tiksindiğim bu şahıs oturuyordu. Mira yol
boyunca hiç konuşmadı, dolmuştan inerken de sadece el sallamakla
yetindi. Aradan günler geçti, bu süre içinde Mira’nın forumdan
kendi üyeliğinin silinmesini talep ettiğini öğrendim. Mira
ile konuştuğumda da o gece onun canını sıkan şeyi öğrendim,
o şahıs ona dolmuşta sarkıntılık etmişti. Bu, benim için bardağı
taşıran son damlaydı. Tabii bunu olayın üzerinden 1-2 ay geçtikten
sonra öğrendim. O zamana kadar bir sonraki Damar toplantısına
bile gitmiştik.
Sonraki
Damar toplantısına bu kez yalnız gitmemiştim, Hollcroft, Gökalp,Oğuz
ve Oğuz da benimleydiler. Bu toplantıda insanların yüzlerine
sahte bir şekilde gülümsüyordum, çünkü aralarında yazılarımı
okuyup da arkamdan çok ağır ithamlarda bulunanlar vardı. Caddebostan’da
yapılan bu toplantıda hep beraber, özellikle de o sıralar
aramıza yeni katılmış olan Hollcroft, çok iyi bir şekilde
gen.tr ve onun bu alt grubuyla ortak bir yol çizilemeyeceğini,
uzlaşılamayacağını anladık. Yan yana olan iki masa vardı,
ve biz tek bir masada izole edilmiştik, yalnız bırakılmıştık.
İşte Damar bundan ibaretti, yeni insanları aralarına kabul
etmeyen, ve hatta kızlara sarkıntılık eden bazı ahlaksızları
da aralarında barındıran bir grup.