Senaryo
bittiğinde hepimizin üzerinde bir heyecan vardı, amatörce,
fakat amatörce olmadan tat alınamayacak türden bir heyecan.
Hemen planlama yapmaya başladık, filmde kullanılacak karakterlerin,
mekanların ve gemilerin resimleri toplandı, çekimlerin nerelerde
yapılabileceği kararlaştırıldı, hangi sahnelerde hangi efektlerin
kullanılabileceği belirlendi. Tabii bir de rol dağılımı yapılması
gerekiyordu. Figüranlarla beraber toplamda 60 kişiye ihtiyaç
vardı.
Bunca işi bir arada götürmek için yardıma
ihtiyacımız vardı, ayrıca oyunca da bulmamız gerekiyordu.
Kısa bir süre sonra da sırf fan filmimizle ilgili, onun içindeki
karakter ve mekanlar hakkında bilgi ve resimler içeren bir
site açtık. Oyuncu ve set arkasında yardımcı olabilecek hayranları
bulmak için de gen.tr nin forumuna bir topic açtık. İlgi yoğundu,
ancak beklediğimiz yönde değildi.
Fan
film dendiğinde bunu duyan hemen hemen herkesin tepkisi “Aa,
ne güzel, ben de oynarım!” şeklinde olmuştu. Hatta bununla
da kalmayıp “Ben sadece Jedi / Sith olurum, başka bir şey
olmam!” şeklinde de sanki çok yetenekli sanatçılarmış gibi
naz yapıyorlardı. Ben şahsen buna çok bozulmuştum, çünkü sonuçta
bizim yalnızca kamera önünde değil, kamera arkasında, gerektiğinde
ışık tutacak, makyaj yapacak, kamerayı tutacak yani çekimin
belkemiğini oluşturacak, “olmazsa olmaz” bir takıma ihtiyacımız
vardı. Böyle emrivaki şekilde “yaparım, ederim, olurum” cümleleri
beni her defasında daha da kızdırıyordu. Ortak bir emeğe katkıda
bulunmak yerine kendilerini ön plana çıkarmayı istemelerine
kızıyordum, çünkü bu Türkiye’den çıkan ilk fan film olacaktı
ve bu gibi kişiler yüzünden hız kazanamıyorduk.