Toplantı
alanına vardığımızda Rahman Altın'ı gördük, onunla selamlaştık,
bize Amerika'ya gidişinden söz etti.Sonra içeri girdik, Hasan
Yalçın'a ne yapacağımızı tekrar sordum, sırada barkovizyon gösterisi
vardı, bunun öncesinde bizim çıkmamız planlanıyordu, Hasan Yalçın
ise bu konuda hiçbir baskıda bulunmuyor, bize bırakıyordu, bu
da hoşuma gitmişti.Çantalarımızı aldık ve tuvaletlere yöneldik.Alışmış
olmanın verdiği rahatlık ve hız ile kıyafetlerimi çıkardım,
ama o güne kadarki en büyük aksilik çizmemi giyerken baş gösterdi.Çizmenin
fermuarı daha ben onu çekmeden kopmuştu, bir an donakalmıştım,
çizmeyi giymesem çok saçma gözükecekti.Tek çare çizmeyi çengelli
iğnelerle tutturmaktı, o sırada yanımda bulunan New Order ve
Muratcan bu konuda bana çok yardımcı oldular.Çıkmamıza az vakit
vardı, büyük bir hızla kostümümü giydim, yüzümdeki yarayı çizerken
benden başka herkes hazırdı.Tam ben işimi bitirmiş, biz yolumuza
çıkmışken durdurulduk, çıkışımız görkemli olacaktı, bunu hiç
tahmin etmemiştim, kostümleri giyer giymez kalabalığa karışacağımızı
bekliyordum.Tuvaletlerin beş adım kadar ilerisinde bir Darth
Vader ve bir Darth Sidious yan yana duruyorlardı, onların arkasında
da ben dikiliyordum, ve uzun zamandır ilk defa heyecanlanmıştım.Heyecan
duygumun kaybolduğunu düşünmeye başlamıştım ki o an içimi bir
heyecan kaplamıştı.Toplantı alanının ışıkları kapatılmıştı,
sonra her yana bir anda gür bir sesle Imperial March'ın tüyleri
diken diken eden sesi doldu.Marşın giriş kısmı bitti, sonraki
yükselen kısımda yavaş adımlarla ilerlemeye başladık.Toplantı
alanına girdiğimizde içeride büyük bir alkış koptu; ıslıklar,
bağırmalar, beni çok şaşırtmıştı, hiç bu kadar büyük bir tepki
görmemiştik, içten içe de mutlu olmuştum ama daha da heyecanlanmıştım.Darth
Vader, yani Kıvanç, barkovizyonun öbür köşesine kadar ilerledi
ve durdu, Darth Sidious, yani Oytun da öbür ucundaydı, dövüşe
başlamak amacıyla ben de Darth Vader'ı takip ettim, ama peşimden
Alex Revon geliyordu.Ona olduğu yerde durmasını söyledim, yavaş
adımlarla, arkamda Imperial March çalarken korkunç derecede
yüksek dozda ego ile dolduğumu hissettim, kostüm ve müzik birleşince
sonuç bu oluyordu demek ki.Ben sırtım Alex'e dönük ilerlemeye
devam ederken, daha ona yüzümü dönmeden Duel of the Fates girdi,
ego ve karizma duygularım doruğa ulaşmış, tüylerim diken diken
olmuştu, salonda da öncekinden daha büyük bir alkış koptu.Kendimi
bir Star Wars filminin içinde hissetmeye odakladım ve işe iyice
kaptırdım, zaten içindeydim, ama her zamankinden tek farkı atmosferin
yüksek olmasıydı.İnsanlar bizi izliyorlardı ve hepsi de Star
Wars hayranıydı, sinemada olan da buydu.Ben durup yavaş yavaş
yüzümü Alex Revon'a döndüm, o üzerindeki cübbeyi çıkarırken
ben de ışın kılıcımı çıkardım, alkış devam ediyordu.Ondan sonra
yine amansız bir kılıç dövüşüne girdik, aksi tarafı ise Alex
Revon yere düştükten sonra ayağa kalkarken pelerinimin üzerine
basmıştı, geriye kaçamıyordum.Kalabalık gülmeye başladı "Eyvah,
rezil olduk" dedim içimden, ama bir alkış daha geldi.Dövüşmeye
devam ettik, finalde Alex Revon'u iterek yere düşürüyordum ve
o da birkaç saniye yerde yatıyordu, nedense bu kez uzun süre
yerde yattı, ben de boş durmamak için doğaçlama yapmaya başladım,
kılıcını tekmeleyip Sidious'un önünde diz çöktüm.Sanki kalabalık
hala bir şey bekliyordu, içimden "keşke biraz daha uzun
olsaydı ya da başka bir şeyler daha yapsaydık" diye geçirdim,
en sonunda dövüşün bittiğini söyledim, bir alkış daha geldi.Hayatımın
hiçbir evresinde bu kadar çok alkışlanmamıştım, en çok alkış
burada gelmişti.Kostümler, jübilelerinde büyük başarıya ulaşmıştı;
ama aslında bu jübile değildi, bir kez daha giyileceklerdi,
asıl görevlerini yerini getirmek için son bir kez daha…