Bölüm 26: Son Yüzleşme
Toplantı alanına vardığımızda Rahman Altın'ı gördük, onunla selamlaştık, bize Amerika'ya gidişinden söz etti.Sonra içeri girdik, Hasan Yalçın'a ne yapacağımızı tekrar sordum, sırada barkovizyon gösterisi vardı, bunun öncesinde bizim çıkmamız planlanıyordu, Hasan Yalçın ise bu konuda hiçbir baskıda bulunmuyor, bize bırakıyordu, bu da hoşuma gitmişti.Çantalarımızı aldık ve tuvaletlere yöneldik.Alışmış olmanın verdiği rahatlık ve hız ile kıyafetlerimi çıkardım, ama o güne kadarki en büyük aksilik çizmemi giyerken baş gösterdi.Çizmenin fermuarı daha ben onu çekmeden kopmuştu, bir an donakalmıştım, çizmeyi giymesem çok saçma gözükecekti.Tek çare çizmeyi çengelli iğnelerle tutturmaktı, o sırada yanımda bulunan New Order ve Muratcan bu konuda bana çok yardımcı oldular.Çıkmamıza az vakit vardı, büyük bir hızla kostümümü giydim, yüzümdeki yarayı çizerken benden başka herkes hazırdı.Tam ben işimi bitirmiş, biz yolumuza çıkmışken durdurulduk, çıkışımız görkemli olacaktı, bunu hiç tahmin etmemiştim, kostümleri giyer giymez kalabalığa karışacağımızı bekliyordum.Tuvaletlerin beş adım kadar ilerisinde bir Darth Vader ve bir Darth Sidious yan yana duruyorlardı, onların arkasında da ben dikiliyordum, ve uzun zamandır ilk defa heyecanlanmıştım.Heyecan duygumun kaybolduğunu düşünmeye başlamıştım ki o an içimi bir heyecan kaplamıştı.Toplantı alanının ışıkları kapatılmıştı, sonra her yana bir anda gür bir sesle Imperial March'ın tüyleri diken diken eden sesi doldu.Marşın giriş kısmı bitti, sonraki yükselen kısımda yavaş adımlarla ilerlemeye başladık.Toplantı alanına girdiğimizde içeride büyük bir alkış koptu; ıslıklar, bağırmalar, beni çok şaşırtmıştı, hiç bu kadar büyük bir tepki görmemiştik, içten içe de mutlu olmuştum ama daha da heyecanlanmıştım.Darth Vader, yani Kıvanç, barkovizyonun öbür köşesine kadar ilerledi ve durdu, Darth Sidious, yani Oytun da öbür ucundaydı, dövüşe başlamak amacıyla ben de Darth Vader'ı takip ettim, ama peşimden Alex Revon geliyordu.Ona olduğu yerde durmasını söyledim, yavaş adımlarla, arkamda Imperial March çalarken korkunç derecede yüksek dozda ego ile dolduğumu hissettim, kostüm ve müzik birleşince sonuç bu oluyordu demek ki.Ben sırtım Alex'e dönük ilerlemeye devam ederken, daha ona yüzümü dönmeden Duel of the Fates girdi, ego ve karizma duygularım doruğa ulaşmış, tüylerim diken diken olmuştu, salonda da öncekinden daha büyük bir alkış koptu.Kendimi bir Star Wars filminin içinde hissetmeye odakladım ve işe iyice kaptırdım, zaten içindeydim, ama her zamankinden tek farkı atmosferin yüksek olmasıydı.İnsanlar bizi izliyorlardı ve hepsi de Star Wars hayranıydı, sinemada olan da buydu.Ben durup yavaş yavaş yüzümü Alex Revon'a döndüm, o üzerindeki cübbeyi çıkarırken ben de ışın kılıcımı çıkardım, alkış devam ediyordu.Ondan sonra yine amansız bir kılıç dövüşüne girdik, aksi tarafı ise Alex Revon yere düştükten sonra ayağa kalkarken pelerinimin üzerine basmıştı, geriye kaçamıyordum.Kalabalık gülmeye başladı "Eyvah, rezil olduk" dedim içimden, ama bir alkış daha geldi.Dövüşmeye devam ettik, finalde Alex Revon'u iterek yere düşürüyordum ve o da birkaç saniye yerde yatıyordu, nedense bu kez uzun süre yerde yattı, ben de boş durmamak için doğaçlama yapmaya başladım, kılıcını tekmeleyip Sidious'un önünde diz çöktüm.Sanki kalabalık hala bir şey bekliyordu, içimden "keşke biraz daha uzun olsaydı ya da başka bir şeyler daha yapsaydık" diye geçirdim, en sonunda dövüşün bittiğini söyledim, bir alkış daha geldi.Hayatımın hiçbir evresinde bu kadar çok alkışlanmamıştım, en çok alkış burada gelmişti.Kostümler, jübilelerinde büyük başarıya ulaşmıştı; ama aslında bu jübile değildi, bir kez daha giyileceklerdi, asıl görevlerini yerini getirmek için son bir kez daha…