Hafta
sonuna kadar medyada sayısız defa çıkmıştık, tam anlamıyla hepsini
takip edememiştim.Gazeteler ve televizyon kanalları bizden söz ediyordu.Yakınlarım
ve arkadaşlarım seni şu kanalda, bu kanalda gördük diyorlardı ben
de "Aa oraya da mı çıkmışım" diyordum, çünkü o gün nerelerin
çektiğini tam olarak fark edememiştim.Okulda arkadaşlarım beni tebrik
ediyorlardı.Şimdi sırada Number One galası vardı.
14 Mayıs Salı günü akşam Ali Sami Yen Stadyumu önünde buluşmak için
anlaştık, sanırım saat 17 civarında buluşacaktık.Kardeşim ve ben
yola çıktık, tam vaktinde stadyumun önündeydik.Karşıdan karşıya
geçene kadar oldukça dolambaçlı yollardan geçtik, otobüsten indiğimizde
Alex Revon ve diğerlerini görmüştük onlar da bizi görmüşlerdi.Karşıya
geçebilmek için saçma şekilde yerleştirilmiş parmaklıklar arasından
geçmemiz gerekiyordu, karşıya geçene kadar baya zaman geçmişti,
ben bir ara nedense koşmaya başladım sonra durdum.Gruba ulaştığımızda
Alex Revon heyecanla bana birini gördüğünü söyledi.Onlar otururken
Mace Windu önlerinden bir arkadaşıyla geçmişti, üstelik arkadaşının
arkasına saklanarak."Orada olmayı isterdim" dedim, Mace
Windu'ya hak ettiği dersi vermek için.Ama zamanlama hatasıydı, elimizden
kaçmıştı.Boşverip galanın yapılacağı Şişli Site Sineması'na doğru
ilerlemeye başladık, bu kez daha kalabalıktık.Sinema görevlilerine
kendimizi tanıtıp içeri girdik.Aşağıda giyinebileceğimiz bir yer
olduğunu söylediler, filmin gösterimine birkaç saat olmasına rağmen
giyinmeye başladık.Hazır olduğumuzda buradaki masalara oturup sohbet
ettik, ışın kılıcı dövüşü yaptık, fotoğraflar çektik.Uzun bir süre
sonra vakit gelmişti, yukarı çıktık, insanlar yavaş yavaş geliyorlardı.Number
One'daki sunuculardan biri olan Yiğit Alıcı'yı gördük, bize baktığında
gözlerindeki alaycı tavrı hepimiz sezmiştik.Daha sonra içeri Özen
Film'den Nizam Bey geldi, onunla konuştum, organizasyonumuzdan bahsettim.İçeri
giren sonraki kişi ise Hasan Yalçın'dı, gala'daki soğuk tavrını
sürdüreceğini düşünüyordum ama yanıma gelip benimle konuştu, ben
de bozmadım, ne de olsa bu galada bir nevi ev sahibiydim, kendimi
öyle hissediyordum.Onunla konuşmamızın tam ortasında içeri Burçin
girdi, yanına gidip el sıkıştım, ışın kılıcıma ve kostümüme bir
göz attı, daha sonra davetlilerle ilgilenmek üzere yanımdan ayrıldı,
fakat bunlar olmadan hemen önce hislerim harekete geçmişti, beni
rahatsız eden bir varlığı hissetmiştim, nitekim Lordwader da bana
"Bak kim geldi" diye fısıldamıştı.Düşmanım buradaydı.Burçin
yanımdan ayrıldığında bizimkilere döndüm, gülümsediler, "Ee
şimdi ne yapacaksın" diye sordular.Bir saldırının ne yeri ne
de zamanıydı.Arkamı dönüp Mace Windu'ya baktım, yanındaki bir arkadaşı
ile öylece yere bakıyordu, belki kafasını kaldırır diye ona en sert
bakışlarımı gönderdim, o hala yere bakıyordu.Sonra dönüp bizimkilere
bir göz attım, biz yine hep beraberdik, arkadaşlık bağlarımız hala
güçlüydü, birbirimize inanıyorduk, bu inanç sayesinde de amacımıza
ulaşmış, kostüm projesini gerçekleştirmiştik, bu gala ve 17 Mayıs'ta
gerçekleştirilecek organizasyon da cabasıydı.O ise bu galaya katılabilmek
için sorulan soruları yanıtlamak zorunda kalmıştı.Şimdi de yapabildiği
tek şey yere bakmaktı, sahip olduğu tek şey de can çekişen sitesiydi.Eskiden
yapılan şu sert konuşma aklıma geldi, söylediği söz aklıma geldi,
işte şimdi son gülen iyi gülüyordu, "iyi" olan kazanmıştı…"I
won.".Bu sözü unutmamıştım, işte şimdi kullanmam gerekiyordu.Tekrar
Mace Windu'ya baktım ve sinsice gülümsedim: I won, Mace Windu.I
won.
Murat
da oradaydı, yanına gidip konuştum, onun yanında ise Ericsson-Life'ın
yönetmeni Sait Bey oturuyordu.Onunla yeniden hafta sonunda yapılacak
Special Weekend hakkında görüşüp bilgi aldım, nelerin gerekli olacağını
öğrendim.Daha sonra kameralar geldi, bizim ekip ayaktaydı, Alex
Revon beni düelloya davet etti, ben de zevkle kabul ettim.Yapılan
en acemice çarpışmalardan biriydi, üstüne üstlük ayağım kaymıştı,
fakat en sonunda alkışlanmıştık.Sait Bey hafta sonu için bizden
bir düello istediğini söyledi, Burçin ile de mailleşerek anlaştığımız
da buydu, ancak çalışmalıydık, çünkü bu gerçekten de kötüydü, kamera
karşısındaki heyecan da eklenince giderek kötüleşiyordu.Düello sonrası
salondaki yerlerimizi aldık.Ekip olarak önden üçüncü sırada oturuyorduk
ama en öndeydik.Film başladığında filmi önceden görmüş kişiler olarak
en kilit noktalarda alkışlamaya başladık, salonu gaza getirdik.Film
arasında arkama dönüp şöyle bir baktım, bir sıra arkamızda Mace
Windu oturuyordu, fakat bize göre sıranın en ucundaydı.Dönüp koltuğuna
oturduğunda belki bakar diye yine ona bakışlar fırlattım ama o boynu
bükük bir şekilde hala yere bakıyordu.Film bittiğinde jenerik yazılarının
sonuna kadar salonda oturduk, daha sonra üstümüzü değiştirip evlerimize
yöneldik.