Bölüm 21: Kaybeden Jedi

Hafta sonuna kadar medyada sayısız defa çıkmıştık, tam anlamıyla hepsini takip edememiştim.Gazeteler ve televizyon kanalları bizden söz ediyordu.Yakınlarım ve arkadaşlarım seni şu kanalda, bu kanalda gördük diyorlardı ben de "Aa oraya da mı çıkmışım" diyordum, çünkü o gün nerelerin çektiğini tam olarak fark edememiştim.Okulda arkadaşlarım beni tebrik ediyorlardı.Şimdi sırada Number One galası vardı.

14 Mayıs Salı günü akşam Ali Sami Yen Stadyumu önünde buluşmak için anlaştık, sanırım saat 17 civarında buluşacaktık.Kardeşim ve ben yola çıktık, tam vaktinde stadyumun önündeydik.Karşıdan karşıya geçene kadar oldukça dolambaçlı yollardan geçtik, otobüsten indiğimizde Alex Revon ve diğerlerini görmüştük onlar da bizi görmüşlerdi.Karşıya geçebilmek için saçma şekilde yerleştirilmiş parmaklıklar arasından geçmemiz gerekiyordu, karşıya geçene kadar baya zaman geçmişti, ben bir ara nedense koşmaya başladım sonra durdum.Gruba ulaştığımızda Alex Revon heyecanla bana birini gördüğünü söyledi.Onlar otururken Mace Windu önlerinden bir arkadaşıyla geçmişti, üstelik arkadaşının arkasına saklanarak."Orada olmayı isterdim" dedim, Mace Windu'ya hak ettiği dersi vermek için.Ama zamanlama hatasıydı, elimizden kaçmıştı.Boşverip galanın yapılacağı Şişli Site Sineması'na doğru ilerlemeye başladık, bu kez daha kalabalıktık.Sinema görevlilerine kendimizi tanıtıp içeri girdik.Aşağıda giyinebileceğimiz bir yer olduğunu söylediler, filmin gösterimine birkaç saat olmasına rağmen giyinmeye başladık.Hazır olduğumuzda buradaki masalara oturup sohbet ettik, ışın kılıcı dövüşü yaptık, fotoğraflar çektik.Uzun bir süre sonra vakit gelmişti, yukarı çıktık, insanlar yavaş yavaş geliyorlardı.Number One'daki sunuculardan biri olan Yiğit Alıcı'yı gördük, bize baktığında gözlerindeki alaycı tavrı hepimiz sezmiştik.Daha sonra içeri Özen Film'den Nizam Bey geldi, onunla konuştum, organizasyonumuzdan bahsettim.İçeri giren sonraki kişi ise Hasan Yalçın'dı, gala'daki soğuk tavrını sürdüreceğini düşünüyordum ama yanıma gelip benimle konuştu, ben de bozmadım, ne de olsa bu galada bir nevi ev sahibiydim, kendimi öyle hissediyordum.Onunla konuşmamızın tam ortasında içeri Burçin girdi, yanına gidip el sıkıştım, ışın kılıcıma ve kostümüme bir göz attı, daha sonra davetlilerle ilgilenmek üzere yanımdan ayrıldı, fakat bunlar olmadan hemen önce hislerim harekete geçmişti, beni rahatsız eden bir varlığı hissetmiştim, nitekim Lordwader da bana "Bak kim geldi" diye fısıldamıştı.Düşmanım buradaydı.Burçin yanımdan ayrıldığında bizimkilere döndüm, gülümsediler, "Ee şimdi ne yapacaksın" diye sordular.Bir saldırının ne yeri ne de zamanıydı.Arkamı dönüp Mace Windu'ya baktım, yanındaki bir arkadaşı ile öylece yere bakıyordu, belki kafasını kaldırır diye ona en sert bakışlarımı gönderdim, o hala yere bakıyordu.Sonra dönüp bizimkilere bir göz attım, biz yine hep beraberdik, arkadaşlık bağlarımız hala güçlüydü, birbirimize inanıyorduk, bu inanç sayesinde de amacımıza ulaşmış, kostüm projesini gerçekleştirmiştik, bu gala ve 17 Mayıs'ta gerçekleştirilecek organizasyon da cabasıydı.O ise bu galaya katılabilmek için sorulan soruları yanıtlamak zorunda kalmıştı.Şimdi de yapabildiği tek şey yere bakmaktı, sahip olduğu tek şey de can çekişen sitesiydi.Eskiden yapılan şu sert konuşma aklıma geldi, söylediği söz aklıma geldi, işte şimdi son gülen iyi gülüyordu, "iyi" olan kazanmıştı…"I won.".Bu sözü unutmamıştım, işte şimdi kullanmam gerekiyordu.Tekrar Mace Windu'ya baktım ve sinsice gülümsedim: I won, Mace Windu.I won.

Murat da oradaydı, yanına gidip konuştum, onun yanında ise Ericsson-Life'ın yönetmeni Sait Bey oturuyordu.Onunla yeniden hafta sonunda yapılacak Special Weekend hakkında görüşüp bilgi aldım, nelerin gerekli olacağını öğrendim.Daha sonra kameralar geldi, bizim ekip ayaktaydı, Alex Revon beni düelloya davet etti, ben de zevkle kabul ettim.Yapılan en acemice çarpışmalardan biriydi, üstüne üstlük ayağım kaymıştı, fakat en sonunda alkışlanmıştık.Sait Bey hafta sonu için bizden bir düello istediğini söyledi, Burçin ile de mailleşerek anlaştığımız da buydu, ancak çalışmalıydık, çünkü bu gerçekten de kötüydü, kamera karşısındaki heyecan da eklenince giderek kötüleşiyordu.Düello sonrası salondaki yerlerimizi aldık.Ekip olarak önden üçüncü sırada oturuyorduk ama en öndeydik.Film başladığında filmi önceden görmüş kişiler olarak en kilit noktalarda alkışlamaya başladık, salonu gaza getirdik.Film arasında arkama dönüp şöyle bir baktım, bir sıra arkamızda Mace Windu oturuyordu, fakat bize göre sıranın en ucundaydı.Dönüp koltuğuna oturduğunda belki bakar diye yine ona bakışlar fırlattım ama o boynu bükük bir şekilde hala yere bakıyordu.Film bittiğinde jenerik yazılarının sonuna kadar salonda oturduk, daha sonra üstümüzü değiştirip evlerimize yöneldik.