Bölüm 20: Güç'ün Işığı

Grupla Taksim'de saat 18'de buluşmak üzere anlaşmıştık.Taksim'e dolmuşla gidiyordum ama her şey ters gidiyordu, trafik tıkalıydı, şoför en tıkalı yolları tercih etti.Saat 18.30'da oraya varabildim.Her şey hazırdı.Lütfi Kırdar'a doğru yürümeye başladık.Alex Revon, Özgür, şans eseri aramıza katılan Lordwader ve ben yol boyunca bir sürü güzel muhabbet yaptık, Star Wars müzikleri mırıldandık, ama heyecanımızı gizleyemiyorduk.O kadar heyecanlıydık ki yapılan en saçma espri bile bizi güldürüyordu.Kongre Merkezi'ni uzaktan fark ettik, devasa bir Episode II bez afişi asılıydı, etrafta bir sürü canlı yayın ekip aracı vardı.Sonunda Kongre Merkezi'ne vardık, yanımızda Murat ve Kıvanç yoktu, onlar ekibe Taksim'den katılacaktı fakat gecikmişlerdi ve biz de gecikmemek için yola çıkmıştık.Murat olmadan içeri nasıl gireceğimizi bilmiyorduk, derken takım elbiseli biriyle karşılaştık, bu Özen Film'in halkla ilişkiler müdürü Nizam Bey'di.Bize içeri girmemizde kolaylık sağladı, arkadaki soyunma odalarına doğru yöneldik.Herkesin yardıma ihtiyacı vardı, tek başına kostüm giymek oldukça zordu.Kostümümü hemen hemen giymeyi bitirmiştim ki içeri Kıvanç ve Murat girdi, Murat ile tanıştık.Yanında Storm Trooper ve Darth Vader kaskları getirmişti, ekip hemen kasklarla ilgilenmeye başladı, ben ise hiç oralı olmuyordum, kask takmak niyetinde değildim.Herkes bir kez giydikten sonra benden Vader kaskını giymemi istediler, boyum yeterince uzundu ve kostümüm de neredeyse tamamlıyordu.Fakat ben bunu istemiyordum, çünkü kaskı takınca insanlar yüzümü göremeyeceklerdi, üstelik ben Vader değil Darth Pyross kostümü yapmıştım.Maskeyi öylesine bir kez taktım sonra vazgeçip çıkardım.İçeriye halkla ilişkiler müdürü Nizam Bey girdi, bir sürprizi olduğunu, canlı yayına çıkacağımızı söyledi.Ailelerimize ve arkadaşlarımıza haber vermemiz için zaman verdi, daha sonra bizden yapmamızı istediği bazı şeylerden bahsetti, bunlar arasında dışarıda düello yapmamızdan başka filmden önce sahneye çıkıp sahnede düello yapmak, ve film sonunda yine sahneye çıkıp "Güç Sizinle Olsun" diye bağırmak gibi birtakım işler vardı, son söyledikleri hepimize saçma gelmişti, uzatmamak için tamam deyip yola çıktık.Dışarıya çıkacaktık.O an gerçekten çok büyülüydü, kostümlerimizle sıra halinde sanki Hollywood filmlerinde uzaya çıkmak üzere olan kahraman astronotlar gibi yavaş yavaş ilerliyorduk.Hepimiz cübbelerimizi kafamıza geçirmiştik.İçeride cam bir kapıyı açana kadar çok heyecanlandığımı hatırlıyorum, sonrası ise çok güzeldi.İnsanların arasına karışmaya başlamıştık, ama henüz dışarı çıkmamıştık.İnsanlar bize bakıp gülümsüyorlardı, bu alaycı bir gülümseme değil, aksine hayranca bakışlardı, ki bu beni şaşırtmıştı, çünkü Türk insanından böylesine bir tepkiyi pek beklemiyordum.Bayanlar bile beğenilerini dile getirmeden edemiyorlardı, "Ne güzel kostümler" ya da " Ben de ışın kılıcı istiyorum" gibisinden sözler duymak oldukça iyi bir şeydi.En sonunda dışarı çıktık, hava, ortam, atmosfer çok iyiydi.Cübbelerimizi kafamızın üstünden attık, etrafta dolanmaya başladık.Sonra bizi bir kenara çağırdılar, onlarca fotoğrafçı sayısız fotoğraf çekti.Gazeteciler, hayranlar, meraklılar, bir sürü insan fotoğrafımızı çekiyordu, o sırada ilgi odağı olmanın ne demek olduğunu anladım.Kostümler amacına ulaşmıştı, emeğimize değmişti, beğenilmişlerdi, ya da kaba bir tabirle sınıfı geçmişlerdi.Sonraları kameralar geldi, canlı yayın hazırlıklarına başlandı, bu noktada yeniden heyecanlanmaya başladım, çünkü ana haber bültenine çıkacaktım, hem de canlı yayına, hem de Star Wars adına.Bu da uç noktalardan biriydi, her Star Wars fanatiğinin başına gelmeyecek türden.Bir çekimden diğerine geçtik, çeşitli soruları cevapladık.Daha sonra düello yapmaya başladık, düellolar esnasında yine bir sürü fotoğraf ve kamera çekimi yapıldı.Antrenmansız olmamız nedeniyle ortaya doğaçlama bir şeyler çıkıyordu, çoğu zaman birbirimizi ıskalıyorduk, sanırım heyecanımızdan kaynaklanıyordu.Alex Revon ile düello yaparken kılıcım üç kişinin gözüne girdi, her birinin tepkisi farklı oldu, ancak bizi ilgiyle izleyen bir amca vardı ki gözüne kılıç çarpınca özür dilemiştim o da yüzündeki gülümsemeyi bozmayarak "Olsun, bir şey olmaz siz devam edin" deyişini unutmayacağım.Daha sonra yanımıza birkaç Star Wars fanatiği geldi, kostümler hakkında bilgi aldılar, bizlerle fotoğraf çektirdiler.Nizam Bey bizi Hasan Yalçın ile tanıştırmak istedi fakat birbirimizi zaten 23 Aralık'ta yapılan toplantıdan tanıyorduk.

Vakit yavaş yavaş yaklaşıyordu.Kalabalık içeri girmeye başladı, biz de öyle.Murat yanımızdaydı, bize adeta asistanlık yapıyordu, sonraları düşündüğüm kadar kötü bir insan olmadığı kanısına vardım, ne de olsa bir koleksiyoncunun, koleksiyonunun parçalarını paylaşması ve kullanıma izin vermesi oldukça bonkörce bir davranıştı.Tüm bu çekimler boyunca ortadan kaybolan Özgür ve Lordwader içeride oturacak yer arıyorlardı.Biz içeri girdiğimizde salon tıka basa dolmuştu, şans eseri ikisini kalabalığın içinden seçebildik.Bize yer ayırmışlardı, üstüne üstlük bize ayrılan yer protokol koltuklarıydı!

Böylesine ayrıcalıklı olmanın verdiği keyifle koltuklarımıza kurulduk, film öncesi kısa bir konuşma yapıldı, tabi ki biz sahneye çıkıp düello yapmadık, birbirimize söylemesek de oybirliğiyle bunu saçma ve gereksiz bulmuştuk.En sonunda film başladı, ama bizi bir sürpriz bekliyordu, "A long time ago, in a galaxy far, far away" yazısı Türkçe idi.Salon "Aaa, olmaz ama" sesleriyle doldu, daha sonra "Star Wars" yazısının belirmesiyle salonda büyük bir alkış koptu, ışın kılıçlarımızı yakıp havaya kaldırdık ve salladık, daha sonra biz de alkışladık.Herkes gibi bizim de içimizde filmin Türkçe olabileceği konusunda bir şüphe doğdu ve bu bizi tedirgin ediyordu, filmi orijinal haliyle seyretmek mutlaka daha iyiydi.Derken kayan yazıları da Türkçe olarak gördük, kabus gerçekleşiyordu.Bütün salon homurtularla dolmuştu.Makus kaderimize boyun eğdik, kayan yazılar sonsuz uzayda kayboldu, ekranın altında "Lazer Altyazı: Fonofilm"'i görünce bütün salon bir "Ohh be" çekti ve bu olayı alkışladı, gerçekten çok komikti, biz de alkışladık.Film sürprizlerle doluydu, çoğu yerde şaşırdık, bazı sahnelerde tüylerim diken diken oldu, hele Yoda'nın ortaya çıkıp kılıcını çıkardığında coşkuyla alkışlayışımızı hiç unutmayacağım.Film bittiğinde jenerik yazılarının sonuna kadar bekledik.Çıkışta yine televizyoncular filmi nasıl bulduğumuzu sordu.Onları yanıtlayıp üzerimizi değiştirmeye gittik, Kongre Salonu'ndan ayrılırken ortalarda kimse yoktu.Boş meydanda karanlığın da etkisini katarak daha güzel parlayan ışın kılıçlarımızı çıkardık ve son bir düello yaptık ve evlerimize doğru yol aldık.Bu hayatımda yer alan önemli anılardan biri olarak yer alacaktı.Daha önce hiçbir Star Wars filmini böylesine bir coşkuyla izlememiştim.Öncelikle tüm arkadaşlarım yanımdaydı, hepsi de Star Wars fanatiğiydi.Kostümlüydük, filmin atmosferine kendimizi sonuna kadar kaptırmıştık.Bize "önemli insanlar" muamelesi yapılmıştı, ve de en önemlisi devasa bir salonda tüm dünyadan önce filmi seyredebilmiştik, sayılı insanlar arasındaydık, belki de filmi kostümlü seyreden ilk insanlardık.Türkiye'de Star Wars'u kostümlü seyreden ilk insanlar olduğumuz kesindi, Türkiye'de böyle bir şeyi ilk kez yapmıştık.Tabi bir de içimdeki ses kimin gerçekten kazandığını bana fısıldıyordu.Biz o gün oradaydık, ama birisi yoktu.