Grupla
Taksim'de saat 18'de buluşmak üzere anlaşmıştık.Taksim'e dolmuşla
gidiyordum ama her şey ters gidiyordu, trafik tıkalıydı, şoför
en tıkalı yolları tercih etti.Saat 18.30'da oraya varabildim.Her
şey hazırdı.Lütfi Kırdar'a doğru yürümeye başladık.Alex Revon,
Özgür, şans eseri aramıza katılan Lordwader ve ben yol boyunca
bir sürü güzel muhabbet yaptık, Star Wars müzikleri mırıldandık,
ama heyecanımızı gizleyemiyorduk.O kadar heyecanlıydık ki
yapılan en saçma espri bile bizi güldürüyordu.Kongre Merkezi'ni
uzaktan fark ettik, devasa bir Episode II bez afişi asılıydı,
etrafta bir sürü canlı yayın ekip aracı vardı.Sonunda Kongre
Merkezi'ne vardık, yanımızda Murat ve Kıvanç yoktu, onlar
ekibe Taksim'den katılacaktı fakat gecikmişlerdi ve biz de
gecikmemek için yola çıkmıştık.Murat olmadan içeri nasıl gireceğimizi
bilmiyorduk, derken takım elbiseli biriyle karşılaştık, bu
Özen Film'in halkla ilişkiler müdürü Nizam Bey'di.Bize içeri
girmemizde kolaylık sağladı, arkadaki soyunma odalarına doğru
yöneldik.Herkesin yardıma ihtiyacı vardı, tek başına kostüm
giymek oldukça zordu.Kostümümü hemen hemen giymeyi bitirmiştim
ki içeri Kıvanç ve Murat girdi, Murat ile tanıştık.Yanında
Storm Trooper ve Darth Vader kaskları getirmişti, ekip hemen
kasklarla ilgilenmeye başladı, ben ise hiç oralı olmuyordum,
kask takmak niyetinde değildim.Herkes bir kez giydikten sonra
benden Vader kaskını giymemi istediler, boyum yeterince uzundu
ve kostümüm de neredeyse tamamlıyordu.Fakat ben bunu istemiyordum,
çünkü kaskı takınca insanlar yüzümü göremeyeceklerdi, üstelik
ben Vader değil Darth Pyross kostümü yapmıştım.Maskeyi öylesine
bir kez taktım sonra vazgeçip çıkardım.İçeriye halkla ilişkiler
müdürü Nizam Bey girdi, bir sürprizi olduğunu, canlı yayına
çıkacağımızı söyledi.Ailelerimize ve arkadaşlarımıza haber
vermemiz için zaman verdi, daha sonra bizden yapmamızı istediği
bazı şeylerden bahsetti, bunlar arasında dışarıda düello yapmamızdan
başka filmden önce sahneye çıkıp sahnede düello yapmak, ve
film sonunda yine sahneye çıkıp "Güç Sizinle Olsun"
diye bağırmak gibi birtakım işler vardı, son söyledikleri
hepimize saçma gelmişti, uzatmamak için tamam deyip yola çıktık.Dışarıya
çıkacaktık.O an gerçekten çok büyülüydü, kostümlerimizle sıra
halinde sanki Hollywood filmlerinde uzaya çıkmak üzere olan
kahraman astronotlar gibi yavaş yavaş ilerliyorduk.Hepimiz
cübbelerimizi kafamıza geçirmiştik.İçeride cam bir kapıyı
açana kadar çok heyecanlandığımı hatırlıyorum, sonrası ise
çok güzeldi.İnsanların arasına karışmaya başlamıştık, ama
henüz dışarı çıkmamıştık.İnsanlar bize bakıp gülümsüyorlardı,
bu alaycı bir gülümseme değil, aksine hayranca bakışlardı,
ki bu beni şaşırtmıştı, çünkü Türk insanından böylesine bir
tepkiyi pek beklemiyordum.Bayanlar bile beğenilerini dile
getirmeden edemiyorlardı, "Ne güzel kostümler" ya
da " Ben de ışın kılıcı istiyorum" gibisinden sözler
duymak oldukça iyi bir şeydi.En sonunda dışarı çıktık, hava,
ortam, atmosfer çok iyiydi.Cübbelerimizi kafamızın üstünden
attık, etrafta dolanmaya başladık.Sonra bizi bir kenara çağırdılar,
onlarca fotoğrafçı sayısız fotoğraf çekti.Gazeteciler, hayranlar,
meraklılar, bir sürü insan fotoğrafımızı çekiyordu, o sırada
ilgi odağı olmanın ne demek olduğunu anladım.Kostümler amacına
ulaşmıştı, emeğimize değmişti, beğenilmişlerdi, ya da kaba
bir tabirle sınıfı geçmişlerdi.Sonraları kameralar geldi,
canlı yayın hazırlıklarına başlandı, bu noktada yeniden heyecanlanmaya
başladım, çünkü ana haber bültenine çıkacaktım, hem de canlı
yayına, hem de Star Wars adına.Bu da uç noktalardan biriydi,
her Star Wars fanatiğinin başına gelmeyecek türden.Bir çekimden
diğerine geçtik, çeşitli soruları cevapladık.Daha sonra düello
yapmaya başladık, düellolar esnasında yine bir sürü fotoğraf
ve kamera çekimi yapıldı.Antrenmansız olmamız nedeniyle ortaya
doğaçlama bir şeyler çıkıyordu, çoğu zaman birbirimizi ıskalıyorduk,
sanırım heyecanımızdan kaynaklanıyordu.Alex Revon ile düello
yaparken kılıcım üç kişinin gözüne girdi, her birinin tepkisi
farklı oldu, ancak bizi ilgiyle izleyen bir amca vardı ki
gözüne kılıç çarpınca özür dilemiştim o da yüzündeki gülümsemeyi
bozmayarak "Olsun, bir şey olmaz siz devam edin"
deyişini unutmayacağım.Daha sonra yanımıza birkaç Star Wars
fanatiği geldi, kostümler hakkında bilgi aldılar, bizlerle
fotoğraf çektirdiler.Nizam Bey bizi Hasan Yalçın ile tanıştırmak
istedi fakat birbirimizi zaten 23 Aralık'ta yapılan toplantıdan
tanıyorduk.
Vakit
yavaş yavaş yaklaşıyordu.Kalabalık içeri girmeye başladı,
biz de öyle.Murat yanımızdaydı, bize adeta asistanlık yapıyordu,
sonraları düşündüğüm kadar kötü bir insan olmadığı kanısına
vardım, ne de olsa bir koleksiyoncunun, koleksiyonunun parçalarını
paylaşması ve kullanıma izin vermesi oldukça bonkörce bir
davranıştı.Tüm bu çekimler boyunca ortadan kaybolan Özgür
ve Lordwader içeride oturacak yer arıyorlardı.Biz içeri girdiğimizde
salon tıka basa dolmuştu, şans eseri ikisini kalabalığın içinden
seçebildik.Bize yer ayırmışlardı, üstüne üstlük bize ayrılan
yer protokol koltuklarıydı!
Böylesine
ayrıcalıklı olmanın verdiği keyifle koltuklarımıza kurulduk,
film öncesi kısa bir konuşma yapıldı, tabi ki biz sahneye
çıkıp düello yapmadık, birbirimize söylemesek de oybirliğiyle
bunu saçma ve gereksiz bulmuştuk.En sonunda film başladı,
ama bizi bir sürpriz bekliyordu, "A long time ago, in
a galaxy far, far away" yazısı Türkçe idi.Salon "Aaa,
olmaz ama" sesleriyle doldu, daha sonra "Star Wars"
yazısının belirmesiyle salonda büyük bir alkış koptu, ışın
kılıçlarımızı yakıp havaya kaldırdık ve salladık, daha sonra
biz de alkışladık.Herkes gibi bizim de içimizde filmin Türkçe
olabileceği konusunda bir şüphe doğdu ve bu bizi tedirgin
ediyordu, filmi orijinal haliyle seyretmek mutlaka daha iyiydi.Derken
kayan yazıları da Türkçe olarak gördük, kabus gerçekleşiyordu.Bütün
salon homurtularla dolmuştu.Makus kaderimize boyun eğdik,
kayan yazılar sonsuz uzayda kayboldu, ekranın altında "Lazer
Altyazı: Fonofilm"'i görünce bütün salon bir "Ohh
be" çekti ve bu olayı alkışladı, gerçekten çok komikti,
biz de alkışladık.Film sürprizlerle doluydu, çoğu yerde şaşırdık,
bazı sahnelerde tüylerim diken diken oldu, hele Yoda'nın ortaya
çıkıp kılıcını çıkardığında coşkuyla alkışlayışımızı hiç unutmayacağım.Film
bittiğinde jenerik yazılarının sonuna kadar bekledik.Çıkışta
yine televizyoncular filmi nasıl bulduğumuzu sordu.Onları
yanıtlayıp üzerimizi değiştirmeye gittik, Kongre Salonu'ndan
ayrılırken ortalarda kimse yoktu.Boş meydanda karanlığın da
etkisini katarak daha güzel parlayan ışın kılıçlarımızı çıkardık
ve son bir düello yaptık ve evlerimize doğru yol aldık.Bu
hayatımda yer alan önemli anılardan biri olarak yer alacaktı.Daha
önce hiçbir Star Wars filmini böylesine bir coşkuyla izlememiştim.Öncelikle
tüm arkadaşlarım yanımdaydı, hepsi de Star Wars fanatiğiydi.Kostümlüydük,
filmin atmosferine kendimizi sonuna kadar kaptırmıştık.Bize
"önemli insanlar" muamelesi yapılmıştı, ve de en
önemlisi devasa bir salonda tüm dünyadan önce filmi seyredebilmiştik,
sayılı insanlar arasındaydık, belki de filmi kostümlü seyreden
ilk insanlardık.Türkiye'de Star Wars'u kostümlü seyreden ilk
insanlar olduğumuz kesindi, Türkiye'de böyle bir şeyi ilk
kez yapmıştık.Tabi bir de içimdeki ses kimin gerçekten kazandığını
bana fısıldıyordu.Biz o gün oradaydık, ama birisi yoktu.