Beni
Star Wars ile tanıştıran arkadaşım Gökhan’ın anısına,
Uzun zaman önce çok çok uzak bir şehirde...
O
zamanlar 6.sınıftaydım, bir sabah annem Gökhan’la beni sinemaya götüreceğini
ve filmin adının da Star Wars olacağını söylemişti. İlk başta fazla
sevinmedim çünkü sıradan bir bilimkurgu filmine gideceğimi sanıyordum.
O günkü gazetelerde boydan boya bu filmin adı yazılıydı ve hepsinde
şöyle yazmaktaydı: ”Her efsanenin bir başlangıcı vardır.” Ben de “Aman
ne büyük efsane, sıradan bir bilimkurgu filmi !” demiştim. Annemle
sinemaya gitmek için aşağı indiğimizde sıradan bir bilimkurgu filmine
gitmeyeceğimi anlamam zor olmadı, ne de olsa kimse “sıradan bir bilimkurgu”
filmine elinde ışın kılıcıyla gitmezdi. Evet, Gökhan’da mavi bir ışın
kılıcı vardı, benim de epey ilgimi çekmişti. Merhabalaşmalardan sonra
otobüse binmeye durağa gittik. Gökhan bana yolda filmde kimin kim
olduğunu, ne olduğunu anlatmaya başlamıştı, benim de o anda aklıma
sabah gördüğüm bir resim geldi: yarısı saf bir çocuk diğer yarısı
ise korkunç bir ölüm makinesine benzeyen kapkara bir adam. Gökhan
da o masum çocuğun o ölüm makinesine dönüşeceğini söyleyip beni bir
şoka uğratmıştı. Kızılay’a gelmiştik, Gökhan’la belinde ışın kılıcı
diğer elinde Darth Maul’un oyuncağıyla sinemaya doğru gidiyorduk,
tabii yanımızda annelerimizle. Sinemaya geldiğimizde biletleri aldık
ve film saatinin gelmesi için bahçede oturmaya başladık, bu sırada
Gökhan bana filmin nasıl bir şey olduğunu anlatmaya başlamıştı. Bense
gittikçe büyüyen bir hevesle dinlemeye başlamıştım onu. Star Wars
hakkındaki tek bilgim 1997 yılında gösterime giren üçlemedeki X-Wing’ler
(X-Wing’den de bir tane olduğunu sanıyordum) ve Darth Vader’ın az
çok ne olduğunu bilmemdi. Gökhan ise bana bu 3 yılda öğrendiğim 2
şeyden çok daha fazlasını 1 saat içinde anlatmıştı, geriye kalan tek
şey filmi izlemekti. Ve saat gelmişti, salona girdik, o can sıkıcı
reklamlar yine gelmişti “of bir bitse de şunlar film başlasa” diye
içimden geçirdim. Sanki Güç beni duydu ve o anda film başladı, o klasik
altın sarısı yazılar gökyüzüne doğru çıkmaya başlamıştı ”Star Wars:
Bölüm 1 Gizli Tehlike - Galaktik Cumhuriyet kargaşa yaşıyordu...”
Bense yazıların geçmesini bekleyip filmin başlamasını istiyordum,
bir uzay gemisi kırmızı-beyaz renklerde göründü, içinde ilk başta
2 kişi var gibiydi sonra 4 kişi oldular. 2’si gemiden indi, kendi
aralarında konuşuyorlardı, biri diğerine “içimde kötü bir his var”
gibi bir şeyler demişti, diğeri de ona öğütler vermeye başlamıştı.
Ben de sabırsız biri olarak “acaba dövüş sahneleri ne zaman gelecek”
diye hayıflanmıştım, çok geçmeden salonun içi lazer sesleriyle bölündü,
biri yeşil diğeri mavi kılıç aptal robotları kesmeye başlamıştı. Bu
“Jedi” denen adamlar muhteşemdiler, çok estetik, çok güçlü ve “yenilmez”diler.
Hayran olmuştum, film gitgide ilerlemeye başlamıştı ve o büyük dövüş
başlamıştı, kırmızı bir kılıç kullanan bir iblis, ona karşı duran
daha doğrusu durmaya çalışan 2 Jedi. Sonradan o iblisin bir Sith olduğunu
öğrendim. Jedi’lardan biri ölünce içimden “Eyvah bu iblis 2.filmde
herkesi öldürür bari bir an önce ölse” diye iç geçirdim, çok geçmeden
bu da oldu ve o iblis öldü.
Sinemadan
çıkmıştık, ben filmin etkisinde Gökhan’la hızlı hızlı filmin değerlendirmesini
yapıyordum. Ben ona ışın kılıcını oyuncağını nerden aldığını sorunca
Toys’r’us demişti. Tabii direk oraya gittik ama doğal olarak figürler
dışında hiçbir oyuncak kalmamıştı, biz de hayal kırıklığı ile eve
döndük.